ABD Başkan Yardımcısı ve başmüzakereci JD Vance, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin ilk gününde tarafların teknik konularda ve en az bir asli meselede, İran nükleer tesislerinin uluslararası denetimi konusunda ilerleme kaydettiğini duyurdu. Vance, iki tarafın görüş ayrılıklarını daralttığını ve yapıcı bir atmosferde ilerlediklerini belirtti. Ancak İranlı bir yetkili ülkesinin “yeni bir taahhüt” vermediğini vurgulayarak, müzakerelerin henüz başında olduklarını ve somut adımlar için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleşen görüşmeler, Obama döneminde imzalanan ancak Trump'ın çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması amacını taşıyor. ABD yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmasını ve uluslararası denetçilere tam erişim sağlamasını talep ediyor.
Müzakerelerin Arka Planı: JCPOA'nın Geleceği
Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak çekildiği JCPOA sonrası İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar yükselterek ve gelişmiş santrifüjler kullanarak anlaşmanın temel kısıtlamalarını aşmıştı. Biden yönetimi, anlaşmayı canlandırmak için 2021'den beri dolaylı müzakereler yürütüyor ancak bugüne kadar somut bir ilerleme kaydedilememişti. Vance'in liderliğindeki ABD heyeti, doğrudan müzakereleri tercih ederek süreci hızlandırmayı hedefliyor. İranlı müzakereciler ise özellikle yaptırımların kaldırılması ve garantiler konusunda temkinli davranıyor. Uzmanlar, uluslararası denetim konusunda anlaşma sağlanmasının, tarafların güven inşası açısından kritik olduğunu ancak asıl anlaşmazlığın İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetleri olduğunu belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İran nükleer dosyası, özellikle Orta Doğu'da İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler için hayati önem taşıyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için askeri seçenekleri masada tutarken, müzakerelerden somut sonuç çıkmaması halinde operasyon düzenleyebileceği sinyalini veriyor. Suudi Arabistan da kendi nükleer programını başlatma niyetinde olduğu için İran'ın statüsünü yakından izliyor. Avrupa Birliği aracılığıyla yürütülen müzakerelerde Fransa, Almanya ve İngiltere (E3), İran'ın yükümlülüklerine dönmesi için baskı yapıyor. Rusya ve Çin ise ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını eleştirerek İran'a diplomatik destek sağlıyor. Küresel enerji piyasaları, müzakerelerdeki olumlu hava nedeniyle petrol fiyatlarında düşüş beklerken, İran'ın yaptırımların kaldırılması durumunda günlük 1 milyon varil ek arz sağlayabileceği hesaplanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer müzakereleri, Türkiye'nin doğu sınırındaki istikrarı yakından ilgilendiriyor. Ankara, bir yandan İran'la enerji ticareti ve sınır güvenliği ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan nükleer silahlanmanın bölgeyi tırmanışa sürüklemesinden endişe ediyor. Müzakerelerin başarısız olması, olası bir askeri çatışma riskini artırarak Türkiye'yi İsrail-İran geriliminin ortasında bırakabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif kaynak bulmasını kolaylaştırabilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik çözümü desteklerken, kendi ulusal güvenlik çıkarlarını korumak için süreci dikkatle takip ediyor.