Eski İran müzakerecisi Robert Malley, Beyaz Saray'ın İran'la nükleer anlaşmazlığın son aşamasında en iyi seçeneklerini değerlendiriyor. Malley, başkanlığının ilk döneminde İran'a karşı azami baskı politikası izleyen Donald Trump'ın, yeniden başkan seçilmesi halinde Tahran'la diplomatik bir çözüm arayışına girebileceğini belirtiyor. Ancak bu sürecin, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgesel gerilimler nedeniyle oldukça karmaşık olduğu vurgulanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın ilk döneminde 2018'de tek taraflı olarak ayrıldığı JCPOA (Kapsamlı Ortak Eylem Planı), İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı hedefliyordu. Anlaşmadan çekilmenin ardından uygulanan yaptırımlar, İran ekonomisini ciddi şekilde etkiledi ancak Tahran'ı müzakere masasına getirmedi. Aksine İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltti ve nükleer altyapısını genişletti.
Malley, Trump'ın yeni dönemde İran'la müzakere etmek istemesi halinde, öncelikle mevcut yaptırım rejimini hafifletmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bu adım, Amerikan kamuoyunda ve Kongre'de eleştirilerle karşılaşabilir. Ayrıca İran'ın, anlaşmanın yeniden canlandırılması için ABD'nin tüm yaptırımları kaldırmasını ve nükleer programına dair daha geniş garantiler talep etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, Orta Doğu'daki güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe ediyor. Malley, Trump'ın bu ülkelerle koordinasyon içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte ise İran nükleer anlaşmazlığı, petrol piyasaları ve deniz güvenliği üzerinde belirleyici bir etkiye sahip. ABD'nin İran'a yönelik politikası, Çin ve Rusya ile ilişkileri de etkiliyor. Bu iki ülke, JCPOA'nın yeniden canlandırılması için ABD'ye baskı yaparken, İran'la askeri ve ekonomik işbirliğini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle İran nükleer meselesinde doğrudan etkileniyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin enerji ticaretini ve bölgesel ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'da yaşanacak bir askeri çatışma veya istikrarsızlık, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik riski oluşturabilir. Türkiye, bu nedenle diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor ve her iki tarafla da diyaloğunu sürdürmeye özen gösteriyor.