Ocak 2025'te Los Angeles'ta orman yangınları yerleşim alanlarına sıçradığında 31 kişi hayatını kaybetmiş, 16 binin üzerinde bina kül olmuştu. Ancak birçok itfaiyeci, 2025'in geri kalanını 'ucuz atlatılmış bir kaza' olarak nitelendiriyor. Ulusal Yangın Merkezi verilerine göre, geçen yıl yanan alan miktarı son on yılın ortalamasının altında kaldı. Fakat uzmanlar, bu sakin dönemin geçici olduğu ve 2026 yangın sezonunun tarihi bir felakete dönüşebileceği konusunda uyarıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklık, rekor sıcaklıklar ve kuruyan bitki örtüsü, yangın mevsimini daha uzun ve daha şiddetli hale getiriyor. Özellikle California, Oregon ve Washington gibi eyaletlerdeki ormanlık alanlarda yangın riski alarm veriyor. Uzmanlar, bu yılın yangın sezonunun 2020'deki rekor yılı bile geride bırakabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
2025'teki Los Angeles yangınları, şehir tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Yangınların hızla yayılmasında, Santa Ana rüzgarları ve aşırı kurak koşullar etkili oldu. İtfaiye ekipleri, yangınların kontrol altına alınması için günlerce mücadele etti ancak şiddetli rüzgarlar nedeniyle alevler bir evden diğerine sıçradı. Olay, iklim değişikliğinin orman yangınları üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları, küresel sıcaklıkların artmasıyla birlikte yangın mevsimlerinin daha erken başladığını ve daha geç sona erdiğini vurguluyor. 2025'in görece sakin geçmesi, uzmanları rahatlatmış değil. Aksine, bu durumun bir sonraki yıl için daha büyük bir yangın potansiyeli yarattığı düşünülüyor. Kuruyan bitki örtüsü ve azalan kar örtüsü, yangınlar için mükemmel bir yakıt oluşturuyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026 yazının rekor sıcaklıklarla geçeceğini öngörüyor. Bu durum, özellikle Batı eyaletlerinde yangın riskini katbekat artıracak.
Küresel Boyut
Yangınlar sadece ABD'yi değil, dünyanın birçok bölgesini tehdit ediyor. Kanada, Avustralya, Brezilya ve Akdeniz ülkeleri de benzer risklerle karşı karşıya. 2023'te Kanada'da çıkan yangınlar milyonlarca hektar alanı kül ederken, Avustralya'daki yangınlar da can ve mal kaybına yol açmıştı. Uzmanlar, iklim değişikliğinin yangın rejimlerini kalıcı olarak değiştirdiğini belirtiyor. Yükselen sıcaklıklar, daha sık ve şiddetli yangınlara neden olurken, bu durum ekosistemleri ve insan yaşamını tehdit ediyor. Orman yangınları aynı zamanda büyük miktarda karbon salınımına yol açarak iklim değişikliğini hızlandırıyor. Bu kısır döngü, küresel çapta acil önlemler alınmasını gerektiriyor. ABD'de yangın yönetimi bütçeleri artırılırken, erken uyarı sistemleri ve toplum bilinçlendirme kampanyaları da güçlendiriliyor. Ancak bu çabalar, iklim değişikliğinin yol açtığı yeni gerçeklik karşısında yetersiz kalabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer aldığı için orman yangınlarına karşı oldukça hassastır. 2021'de yaşanan büyük yangınlar, Türkiye'nin yangın yönetimi ve müdahale kapasitesini test etmişti. ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşımaktadır. İklim değişikliği Türkiye'de de yangın mevsimini uzatmakta ve şiddetini artırmaktadır. Türkiye'nin yangınla mücadele stratejilerini gözden geçirmesi, erken uyarı sistemlerine yatırım yapması ve toplumsal farkındalığı artırması gerekmektedir. Küresel yangın riskinin artması, Türkiye'nin kendi orman yangını hazırlıklarını hızlandırmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin yangın söndürme uçakları ve ekipmanları konusunda uluslararası işbirliğini geliştirmesi de önemli bir adım olacaktır.