Bonn'da devam eden BM iklim müzakerelerinde, Paris İklim Anlaşması'nın karbon piyasası mekanizması kapsamında faaliyet gösteren Uyum Fonu'nun statü değişikliği konusunda yaşanan tıkanıklık, gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sekteye uğratma riski taşıyor. Fon başkanı, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıklarının milyonlarca insanı iklim kaynaklı afetlere karşı korumasız bıraktığını belirtti.
Uyum Fonu’nun statü değişikliği neden tıkandı?
2001 yılında Kyoto Protokolü kapsamında kurulan Uyum Fonu, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum projelerini finanse ediyor. Şimdiye kadar 1,2 milyar dolar dağıtan fon, Paris Anlaşması'nın 6. maddesinde düzenlenen karbon piyasası kapsamında gelir elde edebilmek için statüsünü değiştirmek istiyor. Ancak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, iklim finansmanının sorumluluğuna dair uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar bu değişikliği engelliyor.
Fon başkanı, bu hafta Bonn'da yaptığı açıklamada, "Statü değişikliği, müzakerelerin rehinesi durumunda. Bu belirsizlik, projelerimizi planlayamaz hale getiriyor ve en savunmasız toplulukları korumasız bırakıyor" dedi. Özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkeler, fon kaynaklarına erişimin aksamasından en çok etkilenenler arasında. Bangladeş ve Fiji gibi ülkeler, yükselen deniz seviyeleri ve aşırı hava olaylarına karşı uyum projelerini finanse etmekte zorlanıyor.
Küresel iklim finansmanı krizinin boyutları
Yaşanan bu tıkanıklık, daha geniş bir iklim finansmanı krizinin parçası olarak görülüyor. Gelişmiş ülkeler, 2020 yılında taahhüt ettikleri yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefini henüz tam olarak karşılamış değil. Ayrıca, bu kaynakların büyük kısmı sera gazı azaltımına yönelirken, uyum projelerine ayrılan pay yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın 2023 Uyum Açığı Raporu'na göre, gelişmekte olan ülkelerin uyum ihtiyaçları yılda 215 milyar dolara ulaşmış durumda ve bu rakamın 2030'a kadar katlanarak artması bekleniyor.
Uzmanlar, karbon piyasalarının uyum için bir finansman kaynağı olma potansiyeline sahip olduğunu ancak siyasi anlaşmazlıkların bu potansiyeli baltaladığını belirtiyor. COP29'da ele alınması beklenen yeni iklim finansmanı hedefi (NCQG) müzakereleri öncesinde, Uyum Fonu'nun durumu kritik bir test haline geldi. Bonn müzakerelerinde somut bir ilerleme sağlanamazsa, gelişmekte olan ülkeler iklim krizine karşı savunmasız kalmaya devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğine uyum konusunda önemli adımlar atan ancak finansman ihtiyaçları devam eden bir ülke olarak öne çıkıyor. Uyum Fonu'ndaki bu tıkanıklık, Türkiye'nin de potansiyel olarak yararlanabileceği uluslararası finansman kaynaklarına erişimini zorlaştırabilir. Özellikle su kaynakları yönetimi, kuraklıkla mücadele ve kıyı koruma projeleri için dış finansmana ihtiyaç duyan Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında sayılmadığı için birçok fondan yararlanamıyor. Bu nedenle, karbon piyasaları gibi alternatif mekanizmaların işler hale gelmesi Türkiye için stratejik önem taşıyor. Öte yandan, Türkiye'nin iklim müzakerelerinde gelişmekte olan ülke statüsü talebi, bu tür fonlara erişim açısından da kritik bir unsur haline gelmiş durumda. Küresel iklim finansmanındaki belirsizlik, Türkiye'nin uyum projelerini yerli kaynaklarla finanse etme yükünü artırabilir.