ABD Donanması, geçtiğimiz hafta USS Abraham Lincoln uçak gemisinde yaşanan kötü yaşam koşullarına ilişkin haberlerin ardından, geminin üssüne geri döneceğini açıkladı. Bu karar, Trump yönetiminin İran'a yönelik savaş kararının bir başka sonucu olarak değerlendiriliyor. Başlangıçta sadece birkaç hafta sürmesi planlanan görev, aylar sonra personelin fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi şekilde etkilemeye başladı. Gemi mürettebatının sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar, yetersiz gıda ve hijyen koşullarını gözler önüne serdi.
Görev Süresinin Uzaması ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar
USS Abraham Lincoln, Ocak ayında İran'a yönelik artan gerilim nedeniyle Basra Körfezi'ne konuşlandırılmıştı. Görevin başlangıçta 3 ay sürmesi planlanıyordu, ancak İran'ın nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklar ve ABD'nin askeri varlığını artırma kararı nedeniyle bu süre 8 aya uzadı. Mürettebat, bu süre zarfında ailelerinden uzakta kaldı ve gemideki yaşam koşulları giderek kötüleşti.
Washington Post'un haberine göre, gemi personeli; çürük meyve, bozuk et ve yetersiz temizlik malzemesi gibi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Mürettebat üyeleri, geminin bazı bölümlerinde fare ve böcek istilası yaşandığını, içme suyunun kalitesiz olduğunu ve havalandırma sisteminin yetersiz kaldığını belirtti. Bu koşullar, gemide cilt enfeksiyonları ve solunum yolu hastalıklarının yayılmasına neden oldu. Donanma yetkilileri, önce bu iddiaları reddetti veya minimum düzeyde önemsedi, ancak kamuoyunda oluşan tepki üzerine geri çekilme kararı aldı.
Bu durum, ABD Donanması'nın son yıllarda karşılaştığı en ciddi personel moral sorunlarından biri olarak kaydedildi. 2020'de USS Theodore Roosevelt'te yaşanan ve geminin komutanının görevden alınmasına neden olan COVID-19 salgınına benzer şekilde, bu hadise de askeri liderliğin personel refahını önemsemediği eleştirilerini gündeme getirdi. Donanma Bakanı Carlos Del Toro, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Mürettebatımızın sağlığı ve refahı bizim için en öncelikli konudur. USS Abraham Lincoln'ün eve dönüşü, bu taahhüdümüzün bir göstergesidir.' dedi.
Trump Yönetimi Üzerindeki Baskılar Artıyor
USS Abraham Lincoln hadisesi, Trump yönetiminin İran'a yönelik savaş politikasının insani maliyetini de gözler önüne seriyor. Yönetim, başlangıçta İran'a karşı sert bir tavır takınarak ve askeri yığınak yaparak caydırıcılık sağlamayı hedeflemişti. Ancak bu karar, ABD ordusunun kaynaklarını ve personelini aşırı zorlayan bir sürece dönüştü. İran'ın misilleme tehditleri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasını gerektirdi ve bu durum, uçak gemilerinin görev sürelerinin uzamasına yol açtı.
Uzmanlar, bu olayın yönetimin askeri politikalarına yönelik güveni azalttığını ve Kongre'deki eleştirel sesleri güçlendirdiğini belirtiyor. Demokrat senatörler, İran'a yönelik askeri eylemlerin Kongre onayı olmadan sürdürülmesini sorguluyor. Ayrıca, bu tür skandallar, ordunun moralini ve savaş hazırlığını olumsuz etkiliyor. Emekli Amiral James Stavridis, 'Bir uçak gemisinin işletilmesi, yalnızca askeri bir operasyon değil, aynı zamanda büyük bir lojistik ve insani yönetim meselesidir. Eğer mürettebatın temel ihtiyaçları karşılanmıyorsa, savaş etkinliği de düşer.' yorumunu yaptı.
Öte yandan, USS Abraham Lincoln'ün geri dönüşü, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığında bir zafiyet yaratabilir. Yerine başka bir gemi gönderilene kadar, bölgedeki ABD deniz gücü azalacak. Bu durum, İran'a karşı caydırıcılıkta bir açık oluşturabilir. Ancak yönetim, bu açığı kapatmak için kara tabanlı hava savunma sistemleri ve diğer varlıklarla desteklemeyi planladığını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik politikalarını yakından izliyor. Bu olay, ABD'nin askeri yığınak politikalarının sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bölgede yaşanacak bir çatışma, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomik istikrarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, ABD donanmasındaki bu tür sorunlar, müttefiklerin Washington'a olan güvenini sarsabilir. Türkiye, kendi savunma sanayii hamleleriyle bağımsız bir duruş sergilerken, bu tür gelişmeler bölgesel dengeleri değiştirebilir. ABD'nin İran'a yönelik sert tutumu, Türkiye-İran ilişkilerini de dolaylı olarak etkiliyor. Ankara, hem Batılı müttefikleriyle hem de İran'la diyalogunu sürdürmeye çalışıyor.