ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimlere iki ay kala yapılan yeni bir anket, ekonomik konularda Demokratların Cumhuriyetçilere karşı altı puanlık bir avantaj yakaladığını ortaya koydu. Financial Times tarafından yaptırılan ve FocalData tarafından yürütülen ankete göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü ekonomiyi yönetme konusunda Demokratların daha başarılı olacağını belirtirken, bu oran Cumhuriyetçiler için yüzde 38'de kaldı. Anket, enflasyonun 40 yılın en yüksek seviyesinde seyrettiği ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde, seçmenlerin ekonomi algısında yaşanan değişimi gözler önüne seriyor. Bu sonuç, Kasım ayındaki seçimler öncesinde iki büyük parti arasındaki rekabetin kaderini belirleyebilecek kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Enflasyon ve Faiz Artışları Gölgesinde Seçim Kampanyası
Anketin sonuçları, özellikle son aylarda artan yaşam maliyeti ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) agresif faiz artırımlarına rağmen, seçmenlerin Demokratlara duyduğu güvenin nispeten korunduğunu gösteriyor. FocalData'nın 15-17 Ağustos tarihleri arasında 1.000 kayıtlı seçmenle çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği ankette, katılımcıların yüzde 44'ü Demokratların ekonomiyi daha iyi yöneteceğini söylerken, yüzde 38'i Cumhuriyetçileri tercih etti. Geri kalan yüzde 18'lik kesim ise kararsız olduğunu ya da her iki partinin de ekonomiyi iyi yönetemeyeceğini belirtti.
Anketin dikkat çekici bir bulgusu, Başkan Joe Biden'ın onay oranının hâlâ düşük seyretmesine rağmen, seçmenlerin ekonomik konularda Demokratlara yönelik algısının iyileşme eğiliminde olması. Geçtiğimiz aylarda yapılan benzer anketlerde Cumhuriyetçilerin ekonomik konulardaki üstünlüğü daha belirgindi. Örneğin, Mayıs ayında yapılan bir Ankette Cumhuriyetçiler yüzde 42'ye karşı yüzde 39 ile önde görünüyordu. Bu durum, hükümetin enflasyonla mücadele adımları ve son dönemde benzin fiyatlarındaki düşüşün seçmen nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor olabilir.
Anket Sonuçlarının Siyasi Yansımaları
Uzmanlar, bu anket sonuçlarının ara seçimler öncesinde Demokrat Parti için bir umut ışığı olduğunu ancak bunun tek başına belirleyici olmadığını vurguluyor. Tarihsel olarak, ara seçimlerde başkanın partisi genellikle Kongre'de sandalye kaybeder. Ancak ekonomik güvenin yüksek olması, bu geleneğin kırılmasına yardımcı olabilir. Demokratlar, özellikle Kongre'nin her iki kanadında da kontrolü ellerinde tutmayı hedefliyor. Temsilciler Meclisi'nde şu an 220-211 gibi dar bir farkla çoğunluğa sahipken, Senato'da 50-50'lik eşitlikte Kamala Harris'in başkan yardımcısı olarak belirleyici oyu bulunuyor.
Öte yandan, Cumhuriyetçiler, yüksek enflasyonun ve ekonomik belirsizliğin seçmenler üzerindeki etkisinin farkında olarak kampanyalarını bu eksende yoğunlaştırıyor. Eski Başkan Donald Trump'ın desteğini alan adaylar, özellikle enerji bağımsızlığı ve düşük vergiler vaatleriyle öne çıkıyor. Ancak anket sonuçları, bu mesajların şu ana kadar istenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor. Seçimlere kalan sürede ekonominin seyri ve küresel gelişmeler, seçmenlerin kararını etkileyecek temel faktörler olacak.
Küresel Ekonomik Bağlam
Anketin yapıldığı dönemde, dünya genelinde ekonomik belirsizlikler sürüyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, tüm ülkeleri etkiliyor. ABD'de enflasyon, Haziran ayında yıllık bazda yüzde 9,1 ile son 40 yılın zirvesine ulaşmış, ardından Temmuz'da yüzde 8,5'e gerilemişti. Fed, bu süreçte faiz oranlarını art arda artırarak mart ayından bu yana toplam 225 baz puanlık bir artış gerçekleştirdi. Bu durum, küresel piyasalarda doların güçlenmesine ve gelişmekte olan ülkelerin borç yüklerinin artmasına neden oldu.
ABD ekonomisinin durumu, yalnızca Amerikan seçmenleri için değil, küresel ekonominin geneli için de büyük önem taşıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin seçim öncesi ekonomik politikaları, uluslararası ticaret dengelerini ve küresel piyasaların yönünü etkileyebilir. Bu nedenle, ara seçim sonuçlarının yalnızca ABD iç siyasetine değil, aynı zamanda küresel ekonomik istikrara da etkisi olacağı öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli bir etki yaratabilir. ABD'de olası bir hükümet değişikliği veya Kongre'nin bileşimindeki değişim, Türkiye-ABD ilişkilerinde özellikle ekonomi ve savunma alanlarında farklı dinamikler ortaya çıkarabilir. Örneğin, Kongre'deki güç dengesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararlarını veya savunma sanayii iş birliklerini etkileyebilir. Ayrıca, ABD'de uygulanacak ekonomik politikalar, küresel piyasalar üzerinden Türkiye'nin dış finansman koşullarını ve dolar/TL kurunu dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, ABD'deki iç siyasi gelişmelerin Türkiye tarafından yakından takip edilmesi gerekiyor. Ancak şu an için doğrudan bir etkiden söz etmek için erken.