ABD, Kanada ve Meksika arasındaki ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın (USMCA) 2026'da yapılması planlanan gözden geçirme süreci, özellikle Meksika'nın Çin ve Asya ile olan ticari ilişkileri açısından bir dönüm noktası olmaya hazırlanıyor. Washington, Pekin'in Kuzey Amerika pazarına açılan bir arka kapı haline gelmesini engellemek için Meksika'dan daha sıkı önlemler talep ederken, Meksika sanayisi büyük ölçüde Asya'dan gelen ara mallara ve üretim girdilerine bağımlı durumda. Bu durum, üç ülke arasında ticaretin geleceğine dair karmaşık bir denge oyununu beraberinde getiriyor.
USMCA ve Çin Faktörü
2020'de yürürlüğe giren USMCA, Kuzey Amerika'da serbest ticareti derinleştirmeyi ve bölgesel tedarik zincirlerini güçlendirmeyi hedefliyordu. Ancak anlaşma, Çin'in küresel ticaretteki yükselişi ve özellikle Meksika üzerinden ABD'ye yönelik dolaylı ihracatı nedeniyle baskı altında. ABD'li yetkililer, Çinli firmaların Meksika'da montaj tesisleri kurarak veya Meksikalı şirketlerle ortaklık yaparak ABD pazarına gümrüksüz erişim sağladığını iddia ediyor. Örneğin, otomotiv sektöründe Çin menşeli parçaların Meksika'da işlenerek ABD'ye ihraç edilmesi, Washington'da "menşe kurallarının delinmesi" olarak algılanıyor.
Meksika hükümeti ise Çin yatırımlarını ve ticaretini teşvik eden bir politika izliyor. Çin, Meksika'nın ikinci büyük ticaret ortağı konumunda ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023'te 100 milyar doları aştı. Meksika, Çin'den makine, elektronik ve kimyasal ürünler ithal ederken, Çin'e bakır, petrol ve gıda ürünleri ihraç ediyor. Meksika'nın Asya'ya bağımlılığı sadece Çin ile sınırlı değil; Güney Kore, Japonya ve Tayvan da Meksika fabrikalarına yarı iletken, ekran ve diğer yüksek teknolojili bileşenler sağlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Meksika'nın Asya ile olan ticari entegrasyonu, sadece USMCA'nın geleceğini değil, aynı zamanda Batı Yarımküre'deki ticaret dinamiklerini de etkiliyor. ABD, Çin'in Latin Amerika'daki nüfuzunu kırmak için son yıllarda "Yakın Kıyı" (nearshoring) stratejisini benimseyerek, üretimi Asya'dan Meksika ve Orta Amerika'ya kaydırmaya çalışıyor. Ancak Meksika'nın kendi tedarik zincirlerini Asya'ya bağımlı kılması, bu stratejinin etkinliğini sorgulatıyor. Uzmanlar, Meksika'nın yerli üretim kapasitesini artırması ve ara mal ithalatını azaltması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, USMCA'nın revizyonu sırasında ABD, Meksika'ya karşı ticari yaptırımlar veya ek gümrük vergileri uygulayabilir.
Bu süreç, küresel tedarik zincirlerinde bir yeniden yapılanmaya da işaret ediyor. Çin, ABD pazarına erişim için Meksika'yı bir geçiş noktası olarak kullanırken, ABD de Çin'in etkisini sınırlamak için daha katı menşe kuralları ve izleme mekanizmaları talep ediyor. Meksika ise bu iki büyük güç arasında sıkışmış durumda; bir yandan ABD ile ticari ortaklığını sürdürmek, diğer yandan Çin ile olan kazançlı ticaretini kaybetmemek istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin benzer bir ikilemle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Türkiye de AB ile Gümrük Birliği çerçevesinde, AB'nin Çin'den ithal edilen ürünlere yönelik korumacı önlemleri ve menşe kurallarındaki sıkılaştırmalardan etkileniyor. Türkiye'nin, Çin ve diğer Asya ülkelerinden ithal ettiği ara mallara bağımlılığı, ihracatını artırma ve tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabalarını zorlaştırıyor. ABD-Meksika örneğinde olduğu gibi, Türkiye de kendi sanayisini korumak ve dış ticaret açığını azaltmak için yerli üretimi teşvik etmeli ve ticaret ortaklarını çeşitlendirmelidir. Ayrıca, Türkiye'nin AB ile olan ilişkisinde, benzer bir "arka kapı" tartışması yaşanmaması için gümrük kurallarına uyum ve izlenebilirlik mekanizmalarını güçlendirmesi önem taşıyor.