ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin karmaşık bir hal alması ve bu süreçte Beyaz Saray’ın İran ile savaş görüşmelerinin ‘basit olmadığı’ yönündeki açıklamalarının ardından, İsviçre’ye planladığı ziyareti erteledi. Daha önce 27-29 Mart tarihleri arasında Bern ve Zürih’te temaslarda bulunması beklenen Vance’in programı, İran dosyasının aciliyeti ve nükleer görüşmelerdeki belirsizlikler nedeniyle son anda değiştirildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ertelemenin teknik değil diplomatik bir manevra olduğu vurgulanırken, Başkan Yardımcısı’nın önümüzdeki haftalarda yeni bir tarih belirleyerek seyahati gerçekleştireceği ifade edildi.
Gelişmelerin Arka Planı
Vance’in erteleme kararı, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine hız vermesinin ardından Washington ile Tahran arasında artan tansiyonla aynı döneme denk geldi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) son raporlarına göre İran, yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirme kapasitesini %30 artırarak 7 kilogram stok seviyesine ulaştı. Bu oran, nükleer silah üretiminde kullanılabilecek yüzde 90 saflık seviyesine oldukça yakın. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ‘İran ile yürütülen müzakereler son derece teknik ve karmaşık; Başkan Yardımcısı’nın bu süreçte Washington’da kalması, ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip’ dedi.
Nükleer uzmanlar, 60 günlük bir müzakere takviminin İran’ın nükleer dosyasındaki teknik sorunları çözmek için yetersiz olduğunu savunuyor. Eski UAEK yetkilisi Dr. Robert Kelley, ‘Santrifüj teknolojileri, zenginleştirme seviyelerinin doğrulanması ve denetim protokolleri gibi konular haftalar değil aylar süren bir uzlaşma gerektiriyor. 60 gün, ancak başlangıç aşaması için yeterli olabilir’ değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Vance’in İsviçre ziyaretinin ertelenmesi, yalnızca ikili ilişkilerdeki bir aksama olarak değil, aynı zamanda ABD’nin Orta Doğu stratejisinde bir yol ayrımı olarak yorumlanıyor. İsrail’in İran’a yönelik olası bir askeri operasyon hazırlıkları, Suudi Arabistan ve BAE’nin nükleer enerji programları ve Katar’ın arabuluculuk çabaları, bu ertelemeyi bölgesel bir kırılma noktası haline getiriyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghçi, ‘Müzakere masasında kalıyoruz ancak tehdit dilinin sonuçları olacaktır’ diyerek Tahran’ın pozisyonunu netleştirdi.
Öte yandan, Avrupa Birliği’nin nükleer anlaşma (JCPOA) çerçevesini canlandırma çabaları da benzer bir tıkanıklıkla karşı karşıya. Fransa ve Almanya’nın arabuluculuk girişimleri, İran’ın talepleri ve ABD’nin yaptırım politikaları arasında sıkışmış durumda. Vance’in ertelemesi, Avrupa’nın kendi inisiyatifini geliştirmesine yol açabilir; ancak uzmanlar, ABD’nin desteği olmadan etkili bir çözümün mümkün olmadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’ın nükleer programına yönelik gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, hem uluslararası yaptırımların bölgesel etkileri hem de enerji güvenliği açısından bu görüşmelere doğrudan taraf olmasa da sonuçlarından etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Vance’in İsviçre seyahatinin ertelenmesi, ABD-İran müzakerelerinde zamanın daraldığını gösteriyor ve bu durum Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Doğu’daki diplomatik dengeleri yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca, olası bir askeri çatışma senaryosu, Türkiye’nin sınır güvenliği ve mülteci akınları üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir risk taşıyor. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem Tahran ile kanalları açık tutmaya özen gösteriyor.