Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC), İsrail askeri sağlık personelinin eğitiminde kullanılmak üzere insan kadavralarının transferini öngören bir anlaşmayı sona erdirdi. Kampüs haber kuruluşu Annenberg Media'nın haberine göre, üniversite Keck Tıp Fakültesi ile ilgili düzenlemeyi sonlandırdı. Karar, üniversitenin İsrail ordusuyla olan bağlantılarına yönelik artan tartışmaların ardından geldi.
Anlaşmanın Arka Planı ve Sonlandırılma Süreci
USC'nin Keck Tıp Fakültesi ile İsrail ordusu arasındaki iş birliği, insan kadavralarının İsrail askeri tıp personelinin eğitiminde kullanılmasını içeriyordu. Annenberg Media'nın aktardığına göre, üniversite yönetimi bu düzenlemeyi gözden geçirerek sona erdirme kararı aldı. Haberde, anlaşmanın tam kapsamı ve kaç kadavranın transfer edildiğine dair ayrıntılar yer almıyor. Ancak kararın, üniversitenin etik kuralları ve uluslararası iş birlikleri çerçevesinde alındığı belirtiliyor.
USC, konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Üniversite sözcüsü, Annenberg Media'ya yaptığı açıklamada, "Üniversite olarak tüm uluslararası iş birliklerimizi yasal ve etik standartlar çerçevesinde yürütüyoruz. Bu kapsamda söz konusu anlaşma sona erdirilmiştir" ifadelerini kullandı. İsrail tarafından ise henüz bir yorum gelmedi.
Bu karar, ABD'deki üniversitelerin İsrail ile olan askeri ve akademik bağlantılarının sorgulandığı bir dönemde alındı. Özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de devam eden çatışmalar, ABD kampüslerinde İsrail karşıtı protestoların artmasına neden oldu. Birçok üniversite, İsrail ile olan savunma sanayi iş birliklerini gözden geçirme baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
USC'nin kararı, ABD-İsrail ilişkilerinde akademik ve askeri iş birliklerinin ne kadar hassas bir konu haline geldiğini gösteriyor. İsrail, askeri tıp eğitimi de dahil olmak üzere birçok alanda ABD üniversiteleriyle iş birliği yapıyor. Ancak son yıllarda artan siyasi baskılar, bu tür anlaşmaların askıya alınmasına veya sonlandırılmasına yol açabiliyor.
Bu gelişme, sadece ABD'de değil, Avrupa'da da benzer tartışmaları beraberinde getirebilir. İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde de üniversitelerin İsrail ile olan iş birlikleri protestolara konu oluyor. Özellikle tıp etiği açısından, insan kadavralarının askeri eğitimde kullanılması hassas bir konu olarak öne çıkıyor. Bazı uzmanlar, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka ve tıp etiğine uygunluğunun sorgulanması gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, İsrail ordusunun sağlık personeli eğitimi için alternatif kaynaklar arayabileceği değerlendiriliyor. İsrail, kendi tıp fakülteleri ve hastaneleri aracılığıyla bu eğitimi sağlayabilir. Ancak ABD üniversiteleriyle olan iş birliği, İsrail için hem prestij hem de teknoloji transferi açısından önemliydi. USC'nin kararı, İsrail'in uluslararası akademik izolasyonunu derinleştirebilir.
ABD'deki üniversiteler, federal fonlama ve özel bağışçılar üzerinden İsrail ile ilişkilerini sürdürüyor. Ancak öğrenci hareketleri ve insan hakları örgütlerinin baskısı, yönetimleri adım atmaya zorluyor. USC'nin kararı, bu baskının somut bir sonucu olarak yorumlanıyor. Benzer kararların diğer üniversitelerde de alınıp alınmayacağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USC'nin İsrail ordusuna kadavra gönderimini durdurması, Türkiye'nin Filistin politikası ve uluslararası hukuk vurgusu açısından dikkate değer bir gelişmedir. Türkiye, Gazze'deki çatışmaların başından bu yana İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürüyor ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Bu karar, ABD içindeki İsrail karşıtı hareketin güçlendiğini gösteriyor. Türkiye, benzer baskıların Avrupa'da da yayılmasını ve İsrail'in uluslararası alanda daha fazla izole olmasını umuyor. Ayrıca, Türk üniversitelerinin İsrail ile iş birliklerini gözden geçirmesi için bir emsal teşkil edebilir. Ancak doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir yaptırım veya anlaşma söz konusu değil.