Ürdün Senatosu Filistin Komitesi, İsrail Knesset üyesi Zvi Sukkot’un işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Dar al-Aytam İslami Ortaokulu’na düzenlediği baskını şiddetle kınadı. Komite, bu provokatif eylemin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirterek, sorumluların hesap vermesi için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Çarşamba günü yayımlanan yazılı açıklamada, söz konusu ziyaretin Filistin halkının kutsal değerlerine ve eğitim kurumlarına yönelik sistematik saldırıların bir parçası olduğu vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in aşırı sağcı siyasetçilerinden Zvi Sukkot, 4 Mart 2025 tarihinde Filistin yönetimine bağlı Dar al-Aytam İslami Ortaokulu'nu ziyaret ederek, okulun müfredatını ve faaliyetlerini inceledi. Sukkot, bu ziyareti sırasında okul yönetimiyle tartıştı ve okulun İsrail karşıtı eğitim verdiğini iddia etti. Olay, Kudüs'teki Filistinli yetkililer ve İsrail güvenlik güçleri arasında gerginliğe yol açtı. Ürdün Senatosu, bu tür eylemlerin bölgedeki istikrarı bozduğunu ve barış sürecine zarar verdiğini belirtti.
Dar al-Aytam Okulu, Kudüs'teki en eski İslami eğitim kurumlarından biri olup, 19. yüzyıldan bu yana Filistinli öğrencilere hizmet vermektedir. Okul, özellikle Doğu Kudüs'teki Filistinli toplum için kültürel ve dini bir sembol haline gelmiştir. İsrail'in aşırı sağcı milletvekilleri, benzer baskınları daha önce de gerçekleştirmiş, ancak bu kez bir Knesset üyesinin doğrudan katılımı dikkat çekmiştir. Ürdün, Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarının koruyucusu olarak özel bir sorumluluk taşımakta ve bu tür olaylara sert tepki göstermektedir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanma potansiyelini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Cenevre Sözleşmeleri uyarınca Doğu Kudüs'ü işgal altındaki toprak olarak kabul etmektedir. Ancak İsrail'in aşırı sağcı hükümeti, bu bölgede egemenlik iddialarını pekiştirme eğilimindedir. Ürdün'ün bu konudaki tutumu, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da desteklenmektedir. Öte yandan, ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, olayın soruşturulması için somut bir adım atmamıştır. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Mısır ve Suudi Arabistan, gelişmeleri endişeyle izlemektedir.
Uzmanlar, Sukkot'un bu ziyaretinin, İsrail'in Doğu Kudüs'teki Filistin varlığını zayıflatma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Özellikle eğitim kurumlarının hedef alınması, Filistinli kimliğini ve kültürel mirası yok etme amacı taşıyor olabilir. Bu durum, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Aynı zamanda, Ürdün'ün Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki nüfuzunu koruma çabaları da bu olayla test edilmektedir. Ürdün, daha önce Ben-Gvir gibi aşırı sağcı İsrailli siyasetçilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarına da tepki göstermişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Kudüs'ün statüsüne ve Filistin haklarına verdiği destekle bilinmektedir. Bu olay, Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki Filistin kurumlarına yönelik saldırıları kınamasına ve İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına neden olabilir. Türkiye, Ürdün ile yakın iş birliği içinde, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda bu tür eylemleri gündeme taşıyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına olan bağlılığı, iç kamuoyunda da yankı bulmakta ve hükümetin dış politikasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle, olayın Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratması olasıdır.