Ürdün'ün başkenti Amman yakınlarındaki bir kiliseye cuma günü düzenlenen silahlı saldırıda hayatta kalan Nasser al-Burqan, saldırganın silahını kendisine doğrulttuğunu söyledi. Başkentin güneybatısındaki HAMOUD kasabasında bulunan kilisede cuma namazı sırasında meydana gelen saldırıda iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı. Reuters muhabiri AbdelHadi Ramahi'nin aktardığına göre, saldırı sabah saatlerinde ibadet sırasında gerçekleşti. Al-Burqan, patlama seslerini duyduğunda ilk başta havalandırma sisteminin patladığını düşündüğünü, ancak seslerin art arda gelmesiyle bunun silah sesi olduğunu fark ettiğini belirtti.
Saldırı anı ve görgü tanıklarının ifadeleri
Nasser al-Burqan, olay anını şöyle anlattı: "Cuma namazı yeni başlamıştı. Aniden büyük bir patlama sesi duydum. İlk başta klimanın patladığını sandım. Ama sonra patlamalar devam etti ve bunun silah sesi olduğunu anladım. Herkes panik içinde kaçışmaya başladı. Ben de kaçmaya çalışırken saldırganı gördüm. Bana doğru silahını doğrulttu. Tetiğe bastı ama silah ateş almadı ya da beni ıskaladı. O anı hatırlamak bile istemiyorum." Al-Burqan, saldırganın kiliseye girmeden önce dışarıda ateş açtığını ve içeriye doğru ilerlediğini söyledi. Görgü tanıkları, saldırganın bir süre sonra olay yerinden kaçtığını, ancak güvenlik güçlerinin kısa sürede bölgeyi kuşatarak saldırganı yakaladığını belirtti. Ürdün resmi haber ajansı Petra, saldırıda iki kişinin öldüğünü, yaralıların hastaneye kaldırıldığını duyurdu. Ölenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Saldırının nedeni henüz bilinmiyor; Ürdün makamları soruşturma başlattı.
Bölgesel ve küresel yankılar
Ürdün, Orta Doğu'da görece istikrarlı bir ülke olarak bilinse de, son yıllarda artan ekonomik sıkıntılar ve bölgesel çatışmaların etkisiyle zaman zaman güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kalıyor. Ülke, Irak ve Suriye sınırlarında geniş bir mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve terör örgütlerinin hedefi olma riski taşıyor. Kilise saldırısı, dini azınlıklara yönelik artan tehditlere işaret ediyor olabilir. Ürdün'deki Hristiyan toplumu, nüfusun yaklaşık yüzde 2'sini oluşturuyor ve genellikle barış içinde yaşadığı kabul ediliyor. Ancak bölgedeki radikal grupların etkisi, bu tür saldırıları körükleyebiliyor. Uluslararası toplum henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak olayın ardından bölgedeki Hristiyan cemaatler endişelerini dile getirdi. Vatikan'a bağlı haber ajansları, saldırıyı kınayarak dini özgürlüklere yönelik her türlü şiddeti reddettiklerini bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıyı kınadığını ve Ürdün'le dayanışma içinde olduklarını belirtti. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü, tüm tarafları itidale davet etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ürdün'de bir kiliseye yönelik saldırı, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlik politikaları açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye, Orta Doğu'da barış ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyor ve komşusu Ürdün ile yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler sürdürüyor. Bu tür saldırılar, bölgede mezhepsel gerilimleri artırabilir ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu geniş bölgede güvenlik risklerini yükseltebilir. Ayrıca Türkiye, dini azınlıkların korunması ve dinler arası diyaloğun güçlendirilmesi konusunda duyarlı bir tutum sergiliyor. Saldırının ardından Türkiye'nin, Ürdün'e taziye mesajı göndermesi ve güvenlik işbirliğini güçlendirmesi beklenebilir. Olay, Türkiye'nin bölgesel terörle mücadele stratejilerini gözden geçirmesine de yol açabilir. Ekonomik açıdan ise, istikrarsızlık sinyalleri turizm ve ticaret gibi sektörleri olumsuz etkileyebilir.