İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), ülke genelinde 'Canfada' (Fedakarlık) adını verdiği bir seferberlik kampanyasını başlattığını duyurdu. IRGC yetkilileri, kampanya kapsamında İran'ın 31 eyaletinin merkezindeki ana meydanların kullanılacağını belirtti. Bu hamle, rejimin iç ve dış politikalara halk desteğini artırma çabası olarak yorumlanıyor.
Kampanyanın Arka Planı ve Amaçları
IRGC'nin başlattığı 'Canfada' kampanyası, adını Farsça'da 'canını feda etmek' anlamına gelen 'canfada' kelimesinden alıyor. Kampanya, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e bağlılık ve rejimin politikalarına destek amacı taşıyor. Yetkililer, kampanyanın ülke çapında yaygınlaştırılması için eyalet merkezlerindeki meydanlarda stantlar kurulacağını, gönüllü kayıtlarının alınacağını ve çeşitli etkinlikler düzenleneceğini açıkladı. IRGC, bu kampanyayla halkın rejime olan bağlılığını göstermeyi ve olası tehditlere karşı birlik mesajı vermeyi hedefliyor. Kampanyanın, özellikle gençler arasında rejim karşıtı gösterilerin ardından geldiği dikkat çekiyor. 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protestolar, rejimin meşruiyetini sarsmıştı. Bu tür seferberlik kampanyaları, İran yönetiminin taban desteğini konsolide etme ve baskıcı politikalarını meşrulaştırma aracı olarak görülüyor.
IRGC'nin kamuoyu önünde bu tür bir kampanya başlatması, aynı zamanda İran'ın bölgesel politikalarına ve özellikle Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçlerine desteğin artırılması amacını da taşıyor. Kampanya, İran'ın 'direniş ekseni' olarak adlandırdığı yapıya katılımı teşvik edebilir. Ancak, İran ekonomisinin ağır yaptırımlar altında olduğu ve halkın büyük bölümünün geçim sıkıntısı çektiği bir dönemde, bu tür bir kampanyanın ne kadar karşılık bulacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, kampanyanın daha çok rejim yanlısı gruplar arasında destek göreceğini, geniş halk kitlelerinde ise şüpheyle karşılanabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın bu hamlesi, Orta Doğu'daki gerginliklerin arttığı bir döneme denk geliyor. İsrail-Hamas savaşı, Husi saldırıları ve Suriye'deki istikrarsızlık, İran'ın bölgesel nüfuzunu koruma çabalarını yoğunlaştırmasına yol açıyor. 'Canfada' kampanyası, İran'ın kendi halkına olduğu kadar bölgedeki müttefiklerine de bir güç gösterisi olarak yorumlanabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkandığı bir ortamda, bu tür bir iç mobilizasyon, Batı'ya karşı direnç mesajı da içeriyor. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın bölgesel faaliyetlerini yakından izlerken, bu kampanyanın İran içindeki baskıyı daha da artırabileceği ve insan hakları ihlallerine zemin hazırlayabileceği endişesini taşıyor. Öte yandan, İran'ın bu tür kampanyalarla halkı yanına çekme çabası, rejimin iç meşruiyet krizini derinleştirebilir; zira halkın önemli bir kısmı ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılardan şikayetçi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da rejimin 'Canfada' seferberliği, Türkiye açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile karmaşık bir ilişki ağına sahip: ekonomik işbirliği, enerji ticareti ve bölgesel güvenlik konularında işbirliği yaparken, Suriye ve Irak'ta zaman zaman karşı karşıya geliyor. İran'ın iç mobilizasyonu, rejimin daha da sertleşmesine ve bölgesel politikalarında daha agresif bir tutum almasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel denge açısından dikkatli olmasını gerektiriyor. Ayrıca, İran'a uygulanan yaptırımların sürmesi, Türkiye-İran ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran'daki gelişmeleri yakından izleyerek, hem ikili ilişkilerde hem de bölgesel istikrar için diplomatik kanalları açık tutmalı.