ABD'deki seçkin üniversiteler, Yahudi öğrencileri antisemitizme karşı koruma sözü vermelerine rağmen bu taahhütleri ihlal etmekle suçlanıyor. Son dönemde Harvard, Columbia ve Pensilvanya Üniversitesi gibi kurumlarda artan Yahudi karşıtı olaylar, sadece kampüslerde değil, ulusal çapta da yankı uyandırdı. Eleştirmenler, üniversite yönetimlerinin İsrail-Filistin çatışmasının gölgesinde özgür ifade ile öğrenci güvenliği arasında denge kuramadığını belirtiyor. Olaylar, ABD Kongresi'nde üniversite rektörlerinin sorgulanmasına ve federal fonların kesilmesi çağrılarına yol açtı. Bu kriz, ABD yüksek öğrenim sisteminin kapsayıcılık vaadini sorgulatıyor.
Gelişmenin arka planı
Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısının ardından ABD kampüslerinde Filistin yanlısı protestolar arttı. Bu gösteriler sırasında bazı öğrenci grupları 'Nehirden denize özgür Filistin' gibi sloganlar atarken, Yahudi öğrenciler tehdit edildi, taciz edildi ve fiziksel saldırılara maruz kaldı. Harvard Üniversitesi'nde 30'dan fazla öğrenci kulübü, İsrail'in saldırıya tepkisini 'tam sorumluluk' olarak niteleyen bir bildiri yayınladı. Columbia Üniversitesi'nde ise bir Yahudi öğrenci, kampüste sopayla saldırıya uğradı.
Üniversite yönetimleri, özgür ifadeyi koruma adına bu olaylara yeterince müdahale etmemekle eleştiriliyor. ABD Eğitim Bakanlığı, birçok üniversite hakkında antisemitizm şikayetleri nedeniyle soruşturma başlattı. Aralık 2023'te Harvard, MIT ve Pensilvanya Üniversitesi rektörleri, Kongre'de ifade verdi. Pensilvanya Üniversitesi rektörü Liz Magill, 'soykırım çağrısı'nın üniversitenin politikalarını ihlal edip etmediği sorusuna verdiği yanıt nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. Bu durum, üniversitelerin politika yapıcılar ve kamuoyu nezdinde güven kaybettiğini gösteriyor.
Öte yandan, bazı Yahudi öğrenciler kampüslerde kendilerini güvende hissetmediklerini belirtiyor. Anti-Defamation League (ADL) verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana ABD kampüslerinde antisemitik olaylar %400 arttı. Bu artış, üniversitelerin çeşitlilik ve kapsayıcılık söylemleriyle çelişiyor. Eleştirmenler, kurumların Filistin yanlısı grupları cezalandırmaktan çekindiğini, bunun da Yahudi karşıtlığını normalleştirdiğini savunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD kampüslerindeki antisemitizm krizi, sadece ulusal değil, küresel bir yankı buldu. Avrupa'da da benzer olaylar yaşanırken, Almanya ve Fransa'da üniversiteler Filistin yanlısı gösterileri yasakladı. Birleşmiş Milletler, antisemitizmin yükseldiğine dair uyarılarda bulundu. Bu durum, Yahudi topluluklarının güvenliği konusunda uluslararası endişeleri artırıyor. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sorgulanmasına ve üniversitelerin ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizgiyi belirleme mücadelesine dönüşüyor. Küresel çapta, bu olaylar akademik kurumların siyasi tarafsızlığını ve öğrenci güvenliği taahhütlerini test ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD kampüslerindeki antisemitizm tartışmaları, Türk dış politikası ve toplumu açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, İsrail ile son dönemde tansiyonu yüksek ilişkilere sahip; bu nedenle ABD'deki Yahudi karşıtı olaylar Türk kamuoyunda Filistin yanlısı söylemleri güçlendirebilir. Ancak, Türkiye'nin kendi üniversitelerinde de benzer bir kapsayıcılık sorunu var; özellikle azınlık gruplarına yönelik ayrımcılık iddiaları gündemde. Bu gelişme, Türkiye'deki akademik kurumların ifade özgürlüğü ve güvenlik dengesini yeniden düşünmesi için bir uyarı niteliği taşıyor. Ayrıca, ABD'de antisemitizmin artması, Türkiye-ABD ilişkilerinde İsrail'in rolünü yeniden gündeme getirebilir.