Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefine ulaşma fırsatının, sera gazı emisyonlarında geçici bir aşım olmadan kaybedildiğini açıkladı. UNEP, “on yıllardır süren yetersiz iklim eyleminin” ardından 1,5°C sınırının geçici olarak aşılmasının artık “kaçınılmaz” olduğunu belirtti. Bu değerlendirme, Paris Anlaşması'nın en iddialı hedefinin artık büyük ölçüde kaçırıldığını ve dünyanın ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde tutma çabasının başarısız olduğunu gösteriyor.
1,5°C hedefi neden kaçırıldı?
UNEP'in açıklaması, küresel iklim diplomasisinin son yıllardaki en kritik uyarılarından biri olarak öne çıkıyor. Rapora göre, ülkelerin mevcut emisyon azaltım taahhütleri, 1,5°C hedefiyle uyumlu değil. Bilimsel veriler, mevcut politikalar ve taahhütlerle küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna doğru 2,5°C'yi aşabileceğini gösteriyor. UNEP, bu gidişatın geri döndürülemez iklim etkilerini beraberinde getireceği uyarısında bulunuyor.
“On yıllardır süren yetersiz iklim eylemi” ifadesi, özellikle gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluklarını yerine getirmediği eleştirilerini akıllara getiriyor. Küresel emisyonların büyük bölümünden sorumlu olan ülkelerin, karbon nötrlüğü hedeflerini ertelemesi veya yetersiz bulunan taahhütler sunması, 1,5°C hedefini ulaşılamaz kıldı. Ayrıca, COVID-19 salgını sonrası ekonomik toparlanma süreçlerinde fosil yakıt yatırımlarının artması, yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlattı.
UNEP'in “aşım” (overshoot) kavramı, sıcaklık artışının geçici olarak 1,5°C'yi aşması ve ardından atmosferden karbon çekilerek tekrar altına inilmesi anlamına geliyor. Ancak bu senaryo, gelecekte büyük ölçekli karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin yaygınlaşmasını gerektiriyor; bu teknolojiler henüz istenen ölçekte değil. Dolayısıyla aşımın kalıcı hale gelme riski yüksek.
Küresel ve bölgesel etkiler
1,5°C hedefinin aşılması, özellikle iklim kırılganlığı yüksek bölgelerde ciddi sonuçlar doğuracak. Küçük ada devletleri, Afrika'nın Sahel bölgesi ve Güney Asya gibi yerlerde deniz seviyesi yükselmesi, kuraklık ve aşırı hava olayları daha da şiddetlenecek. Bu durum, iklim göçlerini artırabilecek ve gıda güvenliğini tehdit edebilecek.
Öte yandan, iklim değişikliğiyle mücadelede finansman sorunu da derinleşiyor. Gelişmiş ülkelerin 2020'ye kadar yıllık 100 milyar dolar iklim finansmanı sağlama taahhüdü hâlâ tam olarak yerine getirilmedi. UNEP, bu açığın kapatılması ve gelişmekte olan ülkelerin uyum kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguluyor.
Bilim insanları, 1,5°C hedefinin kaçırılmasının sembolik ve pratik sonuçları olacağını belirtiyor. Sembolik olarak, Paris Anlaşması'nın en iddialı hedefinin terk edilmesi, iklim müzakerelerinde güven kaybına yol açabilir. Pratik olarak ise, her 0,1°C'lik ek ısınma, ekosistemler ve insan toplulukları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alan ve iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri. Sıcaklık artışı, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve tarımsal verimlilik kaybı gibi risklerle karşı karşıya. 1,5°C hedefinin aşılması, Türkiye'nin su güvenliği ve gıda üretimi üzerinde baskıyı artıracak. Ayrıca, Türkiye'nin Yeşil Mutabakat kapsamında AB ile ticaretinde karbon düzenlemelerine uyum sağlaması gerekiyor. İklim hedeflerinin kaçırılması, küresel karbon fiyatlarını ve ticaret kurallarını etkileyerek Türk ihracatçıları için ek maliyetler doğurabilir. Bu nedenle Türkiye'nin emisyon azaltım taahhütlerini güçlendirmesi ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırması kritik önem taşıyor.