Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS), küresel sağlık yardımlarındaki kesintilerin HIV önleme çalışmalarında tarihi bir düşüşe yol açtığını açıkladı. Ajansın yayımladığı yeni rapora göre, bazı ülkelerde kondom dağıtımına ayrılan fonlar yüzde 90'ın üzerinde azaldı. Bu durum, özellikle Sahra Altı Afrika ve Güneydoğu Asya'da HIV enfeksiyon oranlarının yeniden yükselmesine neden olabilecek kritik bir sağlık krizine işaret ediyor. UNAIDS İcra Direktörü Winnie Byanyima, kesintilerin 'on yıllardır elde edilen kazanımları geri alabileceği' uyarısında bulundu.
Yardım kesintilerinin boyutu ve etkileri
UNAIDS verilerine göre, 2023 yılında küresel HIV önleme fonları bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında azaldı. En sert darbeyi ise kondom dağıtım programları aldı. Örneğin, Doğu Afrika'da bir ülkede kondom dağıtımına ayrılan bütçe 2022'de 5 milyon dolardan 2023'te 400 bin dolara geriledi. Bu, yüzde 92'lik bir kesinti anlamına geliyor. Benzer şekilde, Güneydoğu Asya'da bir başka ülkede gençlere yönelik HIV önleme eğitimleri tamamen durduruldu. Kesintilerin temel nedeni, başta ABD ve Birleşik Krallık olmak üzere büyük donör ülkelerin dış yardım bütçelerini kısması olarak gösteriliyor. ABD'nin PEPFAR programına ayrılan fonların azaltılması, özellikle Afrika ülkelerinde sağlık hizmetlerini olumsuz etkiledi.
Kondom dağıtımındaki düşüş, sadece HIV değil, aynı zamanda diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebeliklerde de artışa yol açma riski taşıyor. UNAIDS, kondomların HIV bulaşmasını yüzde 90'dan fazla önlediğini vurguluyor. Ancak fon kesintileri nedeniyle 2023 yılında dağıtılan kondom sayısı 2019 seviyesinin yarısına düştü. Bu durum, özellikle genç kadınlar ve kız çocukları arasında yeni enfeksiyonların artmasına neden olabilir. UNAIDS raporu, her gün yaklaşık 4.000 kişinin HIV'e yakalandığını ve bunların büyük kısmının önlenebilir vakalar olduğunu hatırlatıyor.
Küresel ve bölgesel boyut
HIV/AIDS ile mücadele, 2000'li yılların başından itibaren küresel sağlık gündeminin öncelikli maddelerinden biriydi. Ancak son yıllarda, COVID-19 pandemisi, iklim değişikliği ve artan jeopolitik gerilimler nedeniyle dikkatler başka alanlara kaydı. UNAIDS, 2030 yılına kadar AIDS'i bir halk sağlığı tehdidi olarak sona erdirme hedefini koymuştu, ancak mevcut fon kesintileri bu hedefi ulaşılamaz kılıyor. Rapor, Sahra Altı Afrika'da genç kadınlar arasında HIV enfeksiyon oranlarının düşmediğini, aksine bazı bölgelerde arttığını belirtiyor. Özellikle Güney Afrika, Nijerya ve Mozambik gibi ülkelerde durum kritik. Doğu Avrupa ve Orta Asya'da ise HIV enfeksiyonları yüzde 20 arttı, bu bölgelerde önleme programları neredeyse tamamen durmuş durumda.
Küresel sağlık uzmanları, yardım kesintilerinin sadece HIV ile sınırlı kalmayacağını, tüberküloz ve sıtma gibi diğer hastalıklarla mücadeleyi de olumsuz etkileyeceğini söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), gelişmekte olan ülkelerde sağlık sistemlerinin çökme noktasına geldiği uyarısında bulunuyor. UNAIDS, acil olarak 7,8 milyar dolarlık ek fon gerektiğini hesaplıyor. Bu fon sağlanmazsa, 2025 yılına kadar 1,5 milyon yeni HIV enfeksiyonu ve 500 bin AIDS'e bağlı ölüm meydana gelebileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel sağlık yardımlarına doğrudan büyük bir donör olmasa da, bu gelişmelerden dolaylı olarak etkilenebilir. Türkiye, özellikle Afrika ve Orta Doğu'da sağlık altyapısı projeleri yürütmekte ve bu bölgelerde HIV/AIDS ile mücadeleye katkı sağlamaktadır. Küresel fon kesintileri, Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma iş birliği politikalarını zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye'de HIV enfeksiyon oranları düşük olmakla birlikte, son yıllarda artış eğilimi göstermektedir. Küresel önleme programlarındaki aksama, göç ve seyahat yoluyla Türkiye'ye de yansıyabilir. Türkiye'nin, DSÖ ve UNAIDS ile iş birliğini güçlendirerek, kendi ulusal HIV stratejisini gözden geçirmesi ve bölgesel sağlık girişimlerine destek vermesi önem taşımaktadır.