Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) Başkanı Winnie Byanyima, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Güney Afrika'ya yönelik HIV/AIDS fonlarını kesme kararından derin üzüntü duyduğunu belirterek, Washington'u bu kararını yeniden gözden geçirmeye çağırdı. Byanyima, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu kesintinin, dünyada HIV virüsüyle en fazla enfekte kişinin yaşadığı Güney Afrika'da binlerce can kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu. UNAIDS Başkanı, ABD'nin küresel HIV/AIDS mücadelesinde bugüne dek oynadığı kritik rolün altını çizerek, fon kesintisinin sadece Güney Afrika'yı değil, bölgedeki diğer ülkeleri ve küresel sağlık güvenliğini de olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
ABD'nin Güney Afrika'ya yönelik fon kesintisi kararı
ABD yönetimi, geçtiğimiz günlerde Güney Afrika'ya sağlanan HIV/AIDS yardımlarını kesme kararı aldığını duyurmuştu. Bu karar, Başkan Trump'ın Güney Afrika'daki toprak reformu politikalarını eleştiren ve ülkeye yönelik yardımları durdurma tehdidinde bulunduğu bir bağlamda geldi. Trump, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa'nın beyaz çiftçilerin topraklarına el konulmasına izin veren yeni bir toprak reformu yasasını imzalamasının ardından, bu durumun ABD'nin çıkarlarına aykırı olduğunu belirtmişti.
Güney Afrika, ABD'nin HIV/AIDS ile mücadele için yürüttüğü PEPFAR (Başkanlık AIDS'e Karşı Acil Durum Planı) programından en fazla yararlanan ülkelerden biri konumunda. Program kapsamında ülkeye yılda yaklaşık 500 milyon dolar yardım sağlanıyor. Bu fonlar, HIV pozitif bireylerin antiretroviral tedaviye erişiminden koruyucu hizmetlere kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. UNAIDS verilerine göre, Güney Afrika'da yaklaşık 7,7 milyon kişi HIV ile yaşıyor ve bu sayı dünyadaki toplam HIV vakalarının yaklaşık yüzde 20'sine tekabül ediyor.
Uzmanlar, fon kesintisinin özellikle kırılgan gruplar üzerinde yıkıcı etkiler yaratacağını belirtiyor. Tedaviye erişimin azalması, virüsün yayılım hızını artırabilir ve mevcut ilerlemeyi tersine çevirebilir. Güney Afrika Sağlık Bakanlığı, ABD fonlarının kesilmesi durumunda ülkenin kendi kaynaklarıyla bu açığı kapatmasının mümkün olmadığını, zira ülke ekonomisinin zaten yavaşlama içinde olduğunu ifade ediyor.
Küresel sağlık ve siyasi boyut
ABD'nin Güney Afrika'ya yönelik fon kesintisi kararı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu, kararın insani sonuçlarına dikkat çekerek Washington'a çağrıda bulundu. UNAIDS Başkanı Byanyima, "Bu, hayat kurtaran bir programdan vazgeçmek anlamına geliyor. ABD'nin bu kararı, yıllardır süren ilerlemeyi tehlikeye atıyor ve binlerce insanın hayatını riske atıyor" dedi.
Analistler, bu kararın sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ABD'nin Afrika kıtasındaki diplomatik ilişkileri üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Güney Afrika, Afrika Birliği'nin en önemli üyelerinden biri ve kıtada söz sahibi bir ülke. ABD'nin fon kesintisi, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da germe potansiyeli taşıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkeler, Afrika'da artan nüfuzlarını kullanarak ABD'nin boşluğunu doldurmaya çalışabilir.
Güney Afrika hükümeti, ABD'nin kararını "şantaj" olarak nitelendirirken, toprak reformunun ülkenin tarihsel adaletsizliklerini düzeltmek için gerekli olduğunu savunuyor. Ramaphosa yönetimi, beyaz azınlığın elindeki toprakların kamulaştırılmasının, apartheid döneminden kalma eşitsizlikleri gidermek için zorunlu olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika kıtasına yönelik dış politikası bağlamında değerlendirilmelidir. Türkiye, son yıllarda Afrika ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini önemli ölçüde geliştirmiş, Güney Afrika ile de ticaret hacmini artırmıştır. ABD'nin bölgede yarattığı boşluk, Türkiye'nin Afrika'daki nüfuzunu artırması için bir fırsat olarak görülebilir. Ancak Türkiye'nin sağlık alanındaki yardım kapasitesi sınırlıdır ve bu tür büyük ölçekli fon kesintilerini telafi etmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, Türkiye, insani yardım ve kalkınma iş birliği politikaları çerçevesinde, HIV/AIDS ile mücadelede teknik destek ve ilaç yardımı gibi alanlarda daha etkin bir rol üstlenebilir. Sonuç olarak, bu durum Türkiye için hem bir fırsat hem de kısıtlı kaynaklarını dikkatli kullanması gereken bir sınav niteliği taşımaktadır.