Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, Ukrayna'da insan müdahalesi olmaksızın hedef seçip öldürebilen tam otonom öldürücü dronların kullanıldığına dair raporlar karşısında "dehşete düştüğünü" açıkladı. Turk, bu tür silahların uluslararası hukuk çerçevesinde derhal yasaklanması çağrısında bulundu. BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu raporların ciddiyetle incelendiği ve doğrulanması halinde bunun insani hukuk açısından vahim sonuçlar doğuracağı vurgulandı.
Otonom Silahlar ve Ukrayna Savaşı
Ukrayna'daki savaş, yapay zeka destekli askeri teknolojilerin hızla sahaya sürüldüğü bir laboratuvar haline geldi. Taraflar, insansız hava araçlarını (İHA) keşif, hedef tespiti ve saldırı amacıyla yoğun şekilde kullanıyor. Ancak son dönemde, hedef seçimini tamamen algoritmalara bırakan ve insan operatörün son kararını ortadan kaldıran sistemlerin varlığı iddia ediliyor. BM raporlarına yansıyan iddialara göre, bu tür silahlar belirli bir bölgede otomatik olarak hedef avına çıkabiliyor ve öldürücü güç kullanabiliyor.
Volker Turk, Cenevre'de yaptığı açıklamada, "İnsanın öldürme kararını makineye devretmesi, uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmaz" dedi. Turk, bu tür silahların yaygınlaşmasının sivil kayıpları artıracağını ve hesap verebilirliği ortadan kaldıracağını belirtti. BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunulan raporda, otonom silah sistemlerinin kullanımına ilişkin bağlayıcı bir uluslararası anlaşma ihtiyacı bir kez daha vurgulandı.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de benzer endişeleri dile getirerek, tam otonom silahların uluslararası hukuk kapsamında yasaklanması gerektiğini savunuyor. ICRC, bu tür sistemlerin ayrım gözetme ve orantılılık ilkelerini ihlal etme riski taşıdığını belirtiyor.
Küresel Yansımalar ve Silahlanma Yarışı
Otonom öldürücü silahlar (LAWS) konusu, Birleşmiş Milletler çatısı altında yıllardır tartışılıyor. 2013'ten bu yana Cenevre'deki Belirli Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi (CCW) kapsamında gayri resmi görüşmeler yürütülüyor; ancak henüz bağlayıcı bir protokol imzalanabilmiş değil. ABD, Rusya, Çin ve İsrail gibi ülkeler otonom silah teknolojilerine ciddi yatırım yaparken, insan hakları örgütleri ve birçok küçük devlet acil yasak çağrısı yapıyor.
Ukrayna savaşı, bu teknolojilerin gerçek muharebe ortamında test edilmesine olanak sağladı. Uzmanlar, savaşın ardından otonom silahların yaygınlaşmasının durdurulamaz hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, sorumluluk zincirinin belirsizleşmesi, savaş suçlarının cezasız kalması riskini artırıyor. BM raporunda, otonom silah kullanımının uluslararası hukuk açısından "gri alan" oluşturduğu ve mevcut mekanizmaların yetersiz kaldığı ifade edildi.
NATO ve Avrupa Birliği de konuyu yakından takip ediyor. Avrupa Parlamentosu, 2021'de otonom silahların yasaklanması çağrısı yapan bir karar almıştı. Ancak üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı ülkeler savunma sanayilerini korumak adına yasaklara mesafeli yaklaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda insansız hava araçları ve otonom sistemler alanında önemli atılımlar yapan bir ülke. Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi İHA'lar küresel pazarda etkin. Ancak tam otonom öldürücü silahların yasaklanması yönündeki uluslararası çabalar, Türkiye'nin savunma sanayii stratejilerini de etkileyebilir. Türkiye, BM çatısı altındaki müzakerelerde henüz net bir pozisyon almış değil. Otonom silahların yasaklanması, Türkiye'nin ihracat potansiyelini sınırlayabilir; öte yandan, etik ve hukuki sorumluluklar açısından dikkatli bir denge gözetmesi gerekiyor. Ukrayna'daki gelişmeler, Türkiye'nin kendi savunma teknolojilerini geliştirirken uluslararası normlara uyum sağlaması baskısını artırabilir.