Güney Karolina'nın Charleston kentinde bulunan Uluslararası Afroamerikan Müzesi (IAAM), 1 Temmuz'dan 31 Aralık 2025'e kadar tüm personelini ücretsiz izne çıkaracağını duyurdu. Müze yönetimi, bu kararın 'siyasi ve finansman ortamındaki değişim' nedeniyle alındığını açıkladı. 2023 yılında açılan müze, Afrika kökenli Amerikalıların tarihine ve kültürüne adanmış en kapsamlı kurumlardan biri olarak biliniyordu. Ancak son dönemde eyalet ve federal düzeydeki destek kesintileri, kurumun mali yapısını sarsmış durumda.
Mali Kriz ve Siyasi Baskılar
IAAM'nin karşı karşıya kaldığı mali darboğaz, yalnızca pandemi sonrası turizm gelirlerindeki düşüşle sınırlı değil. Müze yöneticileri, özellikle Güney Karolina Eyalet Meclisi'ndeki muhafazakar kanadın Afroamerikan tarihini vurgulayan kurumlara yönelik fonları azaltmasından şikayetçi. Eyalet Valisi Henry McMaster'ın bütçe teklifinde kültürel kurumlara ayrılan payın yüzde 15 oranında kesilmesi, IAAM gibi özel bağışlarla ayakta duran müzeleri doğrudan etkiledi. Ayrıca, federal düzeyde Ulusal Beşeri Bilimler Fonu (NEH) ve Ulusal Sanat Fonu'na (NEA) yönelik bütçe tehditleri, müzenin proje bazlı hibe başvurularını da olumsuz etkiledi.
Müze yetkilileri, ücretsiz izin kararının 'geçici bir önlem' olduğunu ve yıl sonuna kadar süreceğini belirtirken, çalışanların sağlık sigortası gibi temel haklarının korunacağını duyurdu. Ancak sendika temsilcileri, personelin büyük bir kısmının düşük ücretli olduğunu ve 6 ay sürecek ücretsiz iznin ciddi ekonomik sıkıntılara yol açacağını ifade etti.
Küresel Bağlamda Kültürel Kurumların Kırılganlığı
IAAM'nin durumu, ABD'deki kültürel kurumların giderek artan siyasi kutuplaşma ve azalan kamu desteği karşısındaki kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle ırkçılık, kölelik ve sivil haklar gibi tartışmalı konuları ele alan müzeler, muhafazakar çevrelerin hedefi haline geliyor. Florida'da Vali Ron DeSantis'in 'woke' karşıtı yasaları kapsamında okul müfredatlarından çıkarılan Afro-Amerikan tarihi dersleri, benzer bir siyasi atmosferin ürünü olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası alanda ise, Müze ve Kütüphaneler Enstitüsü (IMLS) verilerine göre, 2020-2024 arasında ABD'deki yaklaşık 35 bin kültürel kurumun yüzde 30'u ciddi mali darboğaz yaşadı. Bu kurumların bir kısmı dijital arşiv ve sergilere yönelerek ayakta kalmaya çalışırken, IAAM gibi fiziksel varlığını korumak zorunda olan kurumlar daha dezavantajlı durumda. Uzmanlar, özel sektör bağışlarının da kurumsal amaçlara göre şekillendiğini; teknoloji ve sağlık sektörlerinin ağırlık kazandığı bir ortamda kültür-sanat kurumlarının rekabet gücünün azaldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki kültürel kurumların da benzer risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatmaktadır. Özellikle kamu finansmanına bağımlı müzeler, tiyatrolar ve sanat merkezleri, siyasi atmosferdeki değişimlerden doğrudan etkilenebilmektedir. ABD'deki bu örnek, kültürel mirasın sürdürülebilirliği için kamu-özel sektör işbirliğinin ve bağımsız fonlama mekanizmalarının önemini göstermektedir. Türkiye'nin kültürel diplomasi ve yumuşak güç hedefleri açısından, müze gibi kurumların mali bağımsızlığının korunması kritik öneme sahiptir. Ayrıca, bu süreçte yaşanan personel kayıpları, uzmanlaşmış insan kaynağının erozyonuna yol açarak kültürel üretim kapasitesini de zayıflatmaktadır.