Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Sudan'ın Kuzey Darfur eyaletinin başkenti El-Faşer'de ve çevresinde paramiliter Hızlı Destek Güçleri (RSF) tarafından etnik temizlik ve insanlığa karşı suçlar işlendiğini duyurdu. Örgütün yayımladığı kapsamlı raporda, RSF'nin sivillere yönelik sistematik saldırılarının etnik bir boyut taşıdığı ve bu eylemlerin uluslararası hukuka göre suç teşkil ettiği vurgulandı. Raporda, özellikle Masalit, Zaghawa ve Fur gibi etnik grupların hedef alındığı belirtilirken, saldırılarda yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yerinden edildiği ifade edildi.
RSF'nin El-Faşer'deki Saldırıları ve İnsanlığa Karşı Suçlar
Uluslararası Af Örgütü raporuna göre, RSF güçleri Nisan 2023'ten bu yana El-Faşer kentinde ve çevresinde yoğun saldırılar düzenledi. Saldırılarda sivillerin kasıtlı olarak hedef alındığı, evlerin ve sağlık tesislerinin tahrip edildiği kaydedildi. Örgüt, RSF'nin etnik temelli şiddet uyguladığını, belirli etnik gruplara mensup kişileri toplu halde infaz ettiğini ve kadınlara yönelik cinsel şiddet kullandığını belgeledi. Raporda ayrıca, RSF'nin sivillerin temel ihtiyaçlara erişimini engelleyerek açlık ve susuzluktan ölümlere neden olduğu ifade edildi. Bu eylemlerin, Roma Statüsü kapsamında insanlığa karşı suç ve savaş suçu olarak değerlendirilebileceği vurgulandı.
Sudan'daki Çatışmanın Bölgesel ve Küresel Boyutu
Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile RSF arasında başlayan çatışmalar, ülkeyi derin bir insani krize sürükledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 8 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Darfur bölgesi, 2000'li yılların başında yaşanan soykırımın ardından yeniden şiddet sarmalına girdi. Uluslararası toplum, çatışmalara son verilmesi ve sorumluların yargılanması için çağrıda bulunurken, Çad, Mısır ve Libya gibi komşu ülkeler çatışmalardan etkileniyor. Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler, ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunsa da kalıcı bir çözüm henüz sağlanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki etnik temizlik iddiaları, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki stratejik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip olup, özellikle Osmanlı mirası olan Sevakin Adası'nda askeri ve ticari varlığını sürdürmektedir. Çatışmanın derinleşmesi, bölgede istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Libya ve Somali'deki nüfuzunu tehdit edebilir. Ayrıca, Sudan'daki insani kriz, Türkiye'nin bölgeye yönelik yardım ve kalkınma programlarını zorlaştırmaktadır. Ankara'nın, çatışmanın taraflarıyla dengeli bir diplomasi yürütmesi ve insani yardım koridorlarının açık kalması için uluslararası çabalara katkı sağlaması beklenmektedir.