İsrail'de ultra-Ortodoks (Haredi) cemaatin önde gelen isimlerinden Haham Dov Lando, Siyonizm karşıtı sözleriyle ülke siyasetinde yeni bir tartışma başlattı. Lando'nun açıklamaları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ortakları arasında yer alan ultra-Ortodoks partilerle yaşanan gerilimi derinleştirirken, 2022 Kasım seçimlerine giden süreçte dini ve laik kesimler arasındaki kutuplaşmayı da gözler önüne seriyor.
Siyonizm Karşıtlığı ve Askerlik Muafiyeti Tartışması
Haham Dov Lando, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada Siyonizm'i "isyankarlık" olarak nitelendirerek, ultra-Ortodoks gençlerin İsrail Savunma Kuvvetleri'nde (IDF) askerlik yapmaması gerektiğini savundu. Lando'ya göre, dini eğitim (yeshiva) gören gençlerin askerlikten muaf tutulması kutsal bir hak ve bu konuda taviz verilmesi kabul edilemez. Bu sözler, İsrail'de uzun süredir devam eden "askerlik muafiyeti" tartışmasını yeniden alevlendirdi.
İsrail'de 1948'den bu yana ultra-Ortodoks erkekler, yeshivalarda tam zamanlı eğitim gördükleri gerekçesiyle askerlikten muaf tutuluyor. Ancak bu muafiyet, nüfusun yaklaşık %12'sini oluşturan Haredi toplumunun hızla büyümesiyle birlikte laik kesimler arasında büyük tepki çekiyor. Yüksek Mahkeme, 2017'de bu muafiyetin yasal dayanağını iptal etmiş ve hükümete yeni bir düzenleme için süre vermişti. Netanyahu hükümeti, koalisyon ortakları olan Birleşik Tevrat Yahudiliği (UTJ) ve Şas partilerinin baskısıyla konuyu sürüncemede bırakıyor.
Lando'nun açıklamaları, seçim öncesi dönemde Netanyahu'nun zor durumda kalmasına neden oldu. Ultra-Ortodoks partiler, askerlik muafiyetinin korunmasını koalisyon için kırmızı çizgi olarak belirlemiş durumda. Öte yandan, ana muhalefet partileri ve laik seçmen, muafiyetin kaldırılması veya en azından eşitlikçi bir sisteme geçilmesi çağrısı yapıyor. Bu gerilim, İsrail toplumundaki derin sosyal ve dini ayrılıkların bir yansıması olarak seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilir.
Siyasi Yansımalar ve Seçim Dinamikleri
Haham Lando'nun sözleri, sadece dini bir tartışma değil, aynı zamanda siyasi bir hesaplaşma. Netanyahu'nun Likud partisi, ultra-Ortodoks partilerle ittifakını sürdürerek iktidarını korumayı hedefliyor. Ancak anketler, Haredi partilerin desteğinin artmasına rağmen, laik sağ partilerin ve merkez solun oylarında da bir hareketlilik olduğunu gösteriyor. Özellikle Yair Lapid'in liderliğindeki Yeş Atid partisi, askerlik muafiyetine karşı sert tutumuyla laik seçmenin desteğini kazanmaya çalışıyor.
Lando'nun açıklamaları, aynı zamanda İsrail'in kuruluş felsefesiyle ilgili bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında Yahudilerin kendi devletlerini kurma ideali olarak doğmuştu. Ancak ultra-Ortodoks gruplar, Mesih gelmeden bir Yahudi devletinin kurulmasının dini açıdan sakıncalı olduğunu savunuyor. Bu görüş, İsrail'in "Yahudi ve demokratik bir devlet" olma iddiasıyla çelişiyor. Lando'nun sözleri, bu ideolojik çatlağın seçim döneminde nasıl istismar edilebileceğini gösteriyor.
Öte yandan, Netanyahu'nun koalisyon ortağı olan ultra-Ortodoks partiler, Lando'nun açıklamalarını desteklemekte tereddüt ediyor. Zira bu tür radikal söylemler, laik seçmen nezdinde partilerinin oy kaybetmesine yol açabilir. Şas ve UTJ liderleri, açıklamaları "kişisel görüş" olarak nitelendirerek yumuşatma çabasına girse de, kamuoyunda tartışma dinmek bilmiyor. İsrail basını, konuyu "seçim öncesi bombası" olarak değerlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İsrail iç siyasetindeki bu gerilim, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor. Ultra-Ortodoks cemaatin talepleri, İsrail'in Filistinlilerle yürüttüğü barış sürecini ve bölgesel ittifaklarını da etkiliyor. Örneğin, askerlik muafiyeti, İsrail ordusunun insan gücü ihtiyacını artırırken, işgal altındaki Filistin topraklarındaki operasyonlar için daha fazla asker konuşlandırılmasını gerektiriyor. Ayrıca, ultra-Ortodoks partilerin hükümetteki ağırlığı, İsrail'in ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde zaman zaman sorunlara yol açıyor; zira bu partiler, Batılı müttefiklerin eleştirdiği yerleşim politikalarını destekliyor.
Küresel kamuoyu açısından, Haham Lando gibi etkili bir dini liderin Siyonizm karşıtı çıkışı, İsrail'in "Yahudi devleti" kimliğine yönelik algıları da etkiliyor. Diasporadaki Yahudi toplulukları, bu tür açıklamaları endişeyle karşılıyor. Özellikle ABD'deki liberal Yahudiler, İsrail'in dini karakterinin artmasından rahatsız. Bu durum, İsrail'in uluslararası meşruiyetini ve destek tabanını uzun vadede zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki ultra-Ortodoks siyasi hareketlerin yükselişi ve Siyonizm karşıtlığı, Türkiye'nin bölgesel politikalarını dolaylı da olsa etkiliyor. Ankara, Filistin davasına verdiği destekle İsrail iç siyasetindeki bu tür ayrışmaları yakından izliyor. Ultra-Ortodoks partilerin güçlenmesi, İsrail'in Batı ile ilişkilerinde sorunlara yol açabileceği gibi, Türkiye'nin İsrail ile yürüttüğü normalleşme sürecini de etkileyebilir. Ayrıca, bu tür dini radikal söylemler, bölgedeki gerilimi artırarak Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Türk dış politikası açısından, İsrail'in iç istikrarı ve dini-siyasi dengeleri, Doğu Akdeniz'deki güç projeksiyonunu doğrudan etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.