Avustralya'da Katolik Kilisesi'nde yerli topluluklara yönelik cinsel istismar iddiaları yeniden gündemde. Eski piskopos Christopher Saunders, Batı Avustralya'nın Broome bölgesinde yerli erkeklere yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla mahkum edildi. Mahkeme, Saunders'ın 2010'lu yıllarda görev yaptığı sırada bu suçları işlediğini tespit etti. Karar, Avustralya'da kilise içi istismar skandallarının son halkası olarak yankılandı.
Olayın Arka Planı ve Kilise İçi İstismar Dosyası
Avustralya'da Katolik Kilisesi, son yıllarda çocuklara ve yerli topluluklara yönelik cinsel istismar iddialarıyla sarsılıyor. 2016 yılında toplanan Kraliyet Komisyonu (Royal Commission), kilise içinde onlarca yıl boyunca sistematik istismarın örtbas edildiğini ortaya koymuştu. Binlerce mağdur, özellikle yerli topluluklardan gelen çocuklar ve gençler, kilise okulları ve misyonerlik faaliyetleri sırasında istismara uğradıklarını bildirmişti. Komisyon raporunda, kilise liderlerinin suçları bildikleri halde harekete geçmediği, failleri koruduğu ve mağdurları susturmaya çalıştığı belgelenmişti.
Christopher Saunders, 1970'lerden itibaren Batı Avustralya'nın kuzeybatısındaki Broome bölgesinde papaz olarak görev yaptı. 1990'larda piskopos yardımcısı, 2010'da ise Broome piskoposu oldu. Yerli topluluklarla yakın ilişkileriyle tanınan Saunders, özellikle genç yerli erkeklere yönelik himaye faaliyetleriyle biliniyordu. Ancak 2018'de ortaya atılan iddialar, bu ilişkilerin cinsel istismara dönüştüğünü öne sürdü. 2020'de kilise içi soruşturma başlatıldı ve Saunders görevden alındı. 2023'te ise ceza davası açıldı.
Davanın görüldüğü Batı Avustralya Yüksek Mahkemesi'nde savcılık, Saunders'ın 2010-2015 yılları arasında en az üç yerli erkeğe cinsel saldırıda bulunduğunu, mağdurların o dönemde 18-25 yaşları arasında olduğunu belirtti. Mağdurlar, Saunders'ın kendilerine kilise içinde ağabeylik yaptığını, ardından cinsel taleplerde bulunduğunu ifade etti. Mahkeme, sanığın savunmasını reddederek delillerin yeterli olduğuna hükmetti. Karar duruşmasında mağdurlardan biri, "Bize manevi destek vereceğini söyleyen adam, en savunmasız halimizde bizi istismar etti" dedi. Saunders ise suçlamaları reddetti ve karara itiraz edeceğini açıkladı.
Yerli Topluluklar ve Kilise İlişkileri
Avustralya'da yerli halk, tarihsel olarak misyonerlik faaliyetleri ve kilise okulları aracılığıyla asimilasyona tabi tutuldu. 20. yüzyılın büyük bölümünde, yerli çocuklar ailelerinden koparılarak kilise yurtlarına yerleştirildi; bu uygulama "Çalınan Nesiller" olarak biliniyor. Bu dönemde yaşanan istismar, bugün hala toplumsal travma olarak etkisini sürdürüyor. Saunders davası, bu karanlık geçmişin gün yüzüne çıkan son örneklerinden biri olarak görülüyor.
Yerli topluluk liderleri, kararın yeterli olmadığını, kilisenin kurumsal sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini vurguluyor. Broome'daki yerli haklar savunucusu Maria Meredith, "Bu sadece bir kişinin suçu değil. Kilise yıllarca bu tür olayları görmezden geldi, mağdurları dinlemedi. Şimdi özür dilemek yetmez, tazminat ve reform şart" dedi.
Katolik Kilisesi Avustralya Konferansı, karar sonrası yaptığı açıklamada "derin üzüntü" duyduklarını belirtti ve mağdurlara destek sözü verdi. Ancak kurum, Saunders'ın cezasının ardından nasıl bir yol izleyeceğini henüz açıklamadı. Avustralya Katolik Piskoposlar Konferansı, 2018'de kurulan bağımsız bir şikayet mekanizması aracılığıyla istismar iddialarını incelemeye devam ediyor. Ancak eleştirmenler, bu mekanizmanın yavaş işlediğini ve yeterince şeffaf olmadığını savunuyor.
Hukuki ve Siyasi Boyut
Avustralya'da cinsel istismar suçları için zaman aşımı bulunmuyor; bu sayede onlarca yıl önceki olaylar bile yargıya taşınabiliyor. Saunders davası, ülkede kilise içi istismarla mücadelede önemli bir emsal teşkil ediyor. Federal hükümet, 2018'de Kraliyet Komisyonu'nun tavsiyeleri doğrultusunda bir dizi yasal düzenleme yapmıştı. Ancak yerli topluluklara yönelik istismarın önlenmesi için özel önlemler alınmadığı eleştirisi sürüyor.
Ana muhalefet partisi, hükümeti kilise kurumlarına yönelik denetimi artırmaya çağırdı. Başsavcı Mark Dreyfus, kararın ardından yaptığı açıklamada "Adaletin yerini bulması için mücadelemiz sürecek. Mağdurların sesi artık daha güçlü" dedi. Ancak yerli gruplar, ceza davalarının yanı sıra kilisenin tazminat ödemesi gerektiğini savunuyor. Avustralya'da kiliseye karşı açılan tazminat davaları yıllardır devam ediyor; 2020'de bir mahkeme, istismar mağdurlarına milyonlarca dolar tazminat ödenmesine hükmetmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'daki Katolik Kilisesi istismar skandalı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da küresel din kurumlarının hesap verebilirliği açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye'de de dini kurumlara yönelik istismar iddiaları zaman zaman gündeme gelmekte, ancak yasal süreçler ve kurumsal şeffaflık konusunda farklı bir yaklaşım izleniyor. Bu dava, din adamlarının dokunulmazlığı algısının sorgulanması ve mağdurların sesini duyurması bakımından evrensel bir ders niteliğinde. Ayrıca yerli halklara yönelik tarihsel asimilasyon ve istismar, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada benzer travmaların tartışılmasına kapı aralayabilir.