Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) verilerine göre, Paris Anlaşması kapsamında yeni ulusal iklim planlarını (NDC) sunması gereken ülkelerin dörtte biri, sürenin dolmasından 18 ay sonra hâlâ bu yükümlülüklerini yerine getirmedi. Mısır, Vietnam, Arjantin ve Filipinler, BM'ye yeni NDC sunmayarak anlaşmayı ihlal eden 45 ülke arasında yer alıyor. Bu durum, küresel iklim hedeflerine ulaşma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.
Paris Anlaşması'nın gereklilikleri ve gecikmenin nedenleri
Paris Anlaşması'nın 4. maddesi uyarınca, taraflar her beş yılda bir, ulusal katkı beyanlarını (NDC) güncellemekle yükümlüdür. Bu planlar, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerini ve iklim değişikliğine uyum stratejilerini içerir. 2023 yılında yapılması gereken güncellemeler için son tarih Şubat 2025 olarak belirlenmişti. Ancak, 17 Şubat 2025 itibarıyla 195 ülkeden yalnızca 150'si yeni planlarını teslim etti. Bu, uluslararası toplumun iklim taahhütlerini yerine getirme konusundaki isteksizliğini gözler önüne seriyor.
Gecikmenin başlıca nedenleri arasında siyasi istikrarsızlık, ekonomik zorluklar ve bürokratik engeller yer alıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli finansmana erişimde sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Ayrıca, bazı ülkelerde hükümet değişiklikleri veya iç siyasi krizler, NDC sürecini sekteye uğratıyor. Örneğin, Arjantin'de Devlet Başkanı Javier Milei'nin iklim değişikliğine şüpheyle yaklaşan tutumu, ülkenin iklim politikalarını olumsuz etkiliyor.
Küresel iklim hedefleri için artan risk
Bilim insanları, mevcut ulusal taahhütlerin bile küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlama hedefini tutturamayacağını vurguluyor. NDC'lerin gecikmesi, bu hedefe ulaşmayı daha da zorlaştırıyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, ülkeleri planlarını gecikmeksizin sunmaya çağırarak, 'Zaman daralıyor; her geçen gün, gelecek nesillere bırakacağımız miras tehlikeye giriyor' ifadelerini kullandı.
Özellikle büyük emisyon sahibi ülkelerin taahhütleri kritik önem taşıyor. Çin, ABD ve Hindistan'ın yeni NDC'lerini zamanında sunması, küresel iklim müzakerelerinin gidişatını belirleyecek. Ancak bu ülkelerin bile süreçte aksaklıklar yaşadığı gözlemleniyor. ABD'nin NDC süreci, başkanlık seçimlerinin ardından yeniden şekillenirken, Çin'in planlarının kapsamı merakla bekleniyor.
Öte yandan, sivil toplum kuruluşları ve iklim aktivistleri, geciken ülkeleri sert bir dille eleştiriyor. Greenpeace yetkilileri, 'Bu ülkelerin sorumsuzluğu, iklim krizinin en ağır bedelini ödeyen savunmasız toplumlara karşı bir ihanettir' açıklamasında bulundu. Bazı uzmanlar, NDC sürecinin zorunlu hale getirilmesi ve uyulmaması durumunda yaptırımlar uygulanması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin iklim diplomasisindeki konumunu yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylamış ve 2053 net sıfır hedefini açıklamıştı. Ancak, ülkenin kendi NDC'sini güncelleme süreci de uluslararası gözlemciler tarafından yakından takip ediliyor. Türkiye'nin enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji yatırımları, iklim taahhütlerinin önemli bir parçası. Geciken ülkeler arasında Türkiye'nin yer almaması, dış politikada güvenilirlik açısından olumlu bir sinyal. Ancak, AB'nin karbon sınırda düzenleme mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar, Türk ihracatçılarını iklim politikalarını hızlandırmaya teşvik ediyor. Türkiye'nin, BM sürecindeki aktif rolü ve iklim finansmanına erişim talepleri, küresel müzakerelerdeki elini güçlendirebilir.