Ukrayna, Rusya’ya karşı sürdürdüğü savaşta nihayet bir “zafer teorisine” sahip olduğunu iddia ediyor. Kiev yönetimi, uzun süredir Batı’dan talep ettiği uzun menzilli silahlar, hava savunma sistemleri ve mühimmat tedarikinin artmasıyla birlikte, savaşı kazanmak için kapsamlı bir strateji geliştirdi. Ancak bu stratejinin başarıya ulaşması, büyük ölçüde zamana ve Batı’nın sağlayacağı desteğin sürekliliğine bağlı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, savaşın seyrini değiştirecek bir planın hazır olduğunu ve bu planın uygulanması için müttefiklerden daha fazla askeri yardım beklediklerini açıkladı.
Stratejinin Temel Unsurları
Ukrayna’nın yeni stratejisi, üç ana sütun üzerine inşa edilmiş durumda: ilki, Rusya’nın lojistik hatlarını ve askeri altyapısını hedef alan derin vuruş kabiliyeti; ikincisi, kara harekatında inisiyatifi ele alacak mekanize birliklerin modernizasyonu; üçüncüsü ise, sivil halkı ve kritik altyapıyı koruyacak çok katmanlı bir hava savunma ağı. Ukrayna Savunma Bakanlığı yetkilileri, özellikle ABD’den temin edilen ATACMS füzeleri ve Almanya’dan gelen IRIS-T sistemlerinin sahada önemli fark yarattığını belirtiyor. Ancak analistler, stratejinin başarısı için Ukrayna ordusunun insan gücü ihtiyacının karşılanması ve seferberlik sisteminin etkinleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Zelenski, yeni stratejiyi “barış için bir plan” olarak nitelendirirken, aslında bu planın Rusya’yı müzakere masasına zorlayacak askeri bir üstünlük kurmayı hedeflediği anlaşılıyor. Kiev yönetimi, 2024 yılı sonuna kadar savaş alanında kayda değer bir başarı elde edemezse, Batı’daki savaş yorgunluğu ve siyasi değişimler nedeniyle desteğin azalabileceğinin farkında. Bu nedenle, zaman faktörü stratejinin en kritik değişkeni olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna’nın savaşı kazanma ihtimali, yalnızca iki ülke arasındaki çatışmayı değil, Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel düzeni de doğrudan etkiliyor. Rusya’nın olası bir yenilgisi, uluslararası hukukun üstünlüğünü pekiştirirken, tersi bir durum ise diğer otoriter rejimlere toprak işgali konusunda cesaret verebilir. ABD ve AB ülkeleri, Ukrayna’ya sağladıkları desteğin kesintisiz sürmesi için iç siyasi engellerle boğuşuyor. Özellikle ABD’deki başkanlık seçimleri, Ukrayna politikasının geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. Avrupa Birliği ise Ukrayna’nın üyelik sürecini hızlandırarak, ülkenin uzun vadeli güvenliğini garanti altına almaya çalışıyor. Ancak Macaristan gibi ülkelerin vetoları, bu sürecin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın savaşı kazanması, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenliği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin korunması açısından hayati önem taşıyor. Rusya’nın zayıflaması, Ankara’nın Kafkasya ve Orta Asya’da daha bağımsız hareket etmesine olanak tanırken, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesisi, Türkiye’nin Kırım Tatarlarına yönelik politikasını da güçlendirecektir. Öte yandan, savaşın uzaması, Türkiye’nin diplomatik arabuluculuk rolünü pekiştirse de, Rusya ile ticari ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Ankara, hem Batı ittifakındaki konumunu korumak hem de Moskova ile enerji ve ticaret bağlarını sürdürmek zorunda. Ukrayna’nın zaferi, Türkiye’ye Karadeniz’de uzun vadeli istikrar vaat ederken, Rusya’nın yenilgisi ise bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.