Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ve Savunma Bakanı Rustem Umerov, Polonya'nın Volhinya soykırımı kurbanlarını anma konusundaki tutumunu protesto etmek amacıyla kendilerine verilen Polonya devlet ödüllerini iade etti. Bu karar, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Polonya'nın en yüksek nişanı olan Beyaz Kartal Nişanı'ndan mahrum bırakılmasının ardından geldi. Polonya hükümeti, Zelenskiy'nin 2022'de aldığı bu nişanı, Ukrayna'nın tarihi bir katliamı tanımaması gerekçesiyle iptal etmişti. Gerilim, iki komşu ülke arasında savaş döneminde iş birliğine gölge düşürüyor.
Volhinya katliamı nedir? İki ülke arasındaki gerilimin kökeni
Volhinya katliamı, 1943-1945 yılları arasında Ukrayna İsyan Ordusu'nun (UPA) Volhinya ve Galiçya bölgelerinde Polonyalılara yönelik düzenlediği etnik temizlik operasyonudur. Tarihçilere göre yaklaşık 100 bin Polonyalı hayatını kaybetti. Polonya, bu olayı soykırım olarak tanırken, Ukrayna resmi olarak bu terimi kullanmaktan kaçınıyor. Ukrayna, kurbanları anmak için ortak bir anma komisyonu önerse de Polonya, Ukrayna'nın soykırım terimini kabul etmesi koşulunda ısrar ediyor. Ödüllerin iadesi, bu tarihsel sorunun güncel siyasete taşınmasının bir yansıması.
Bölgesel boyut: Ukrayna'nın Avrupa entegrasyonu ve Rusya tehdidi
Bu diplomatik kriz, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı savaşta Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecini hedefleyen bir döneme denk geliyor. Polonya, Ukrayna'nın en güçlü destekçilerinden biri olmasına rağmen, tarihsel sorunlar ikili ilişkileri zaman zaman geriyor. Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Ukrayna'nın NATO üyeliğini desteklese de, iç kamuoyu Volhinya meselesinde duyarlı. Öte yandan Rusya, bu tür anlaşmazlıkları iki ülke arasında nifak tohumları ekmek için propaganda malzemesi olarak kullanıyor. Analistler, bu krizin kısa vadede askeri yardım akışını etkilemeyeceğini, ancak uzun vadede Ukrayna'nın AB üyelik sürecini zora sokabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna-Polonya arasındaki bu diplomatik kriz, Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki jeopolitik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir ülke olarak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemekte, aynı zamanda Polonya ile de savunma sanayii ve enerji alanlarında iş birliğini sürdürmektedir. Bu tür bir anlaşmazlık, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı desteğin sorgulanmasına yol açarsa, Türkiye'nin arabuluculuk rolü için bir fırsat doğabilir. Ayrıca, Rusya'nın bu krizi istismar etme potansiyeli, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki denge politikasını daha da önemli kılmaktadır. Diğer yandan, tarihsel travmaların güncel siyasette bu kadar keskin bir şekilde gündeme gelmesi, Türkiye'nin kendi bölgesel tarihsel meselelerinde daha dikkatli bir diplomasi izlemesi gerektiğini hatırlatmaktadır.