Ukrayna, savaşı Rusya’nın başkenti Moskova’ya taşıyarak stratejik bir dönüşüme imza attı. Son haftalarda Moskova ve çevresinde artan insansız hava aracı (İHA) saldırıları, Kiev’in yalnızca cephe hattında değil, düşmanın kalbinde de vurucu gücünü sergilediğini gösteriyor. Bu saldırılar, Rusya’nın hava savunma sistemlerindeki zaafları ortaya çıkarırken, Putin yönetimini hem askeri hem de psikolojik olarak sıkıştırıyor.
Gelişmenin arka planı: Moskova’yı hedef alan strateji
Ukrayna, savaşın başından beri Rusya’nın derinliklerindeki hedefleri vurmak için insansız hava araçları ve füzeler kullanıyor. Ancak son saldırılar, özellikle Moskova bölgesini hedef almasıyla dikkat çekiyor. 30 Mayıs 2023’te Moskova’nın iş merkezlerine düzenlenen İHA saldırıları, şehirde paniğe yol açmış ve Rus yetkilileri hava savunmasını güçlendirmeye zorlamıştı. Benzer saldırılar Temmuz ve Ağustos aylarında da tekrarladı; en son 21 Ağustos’ta Moskova’nın 100 kilometre batısında bir İHA düşürüldüğü bildirildi.
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, bu saldırıların “Rusya’nın savaş altyapısını hedef alan bir operasyon” olduğunu açıkladı. Hedefler arasında askeri lojistik merkezleri, hava üsleri ve radar istasyonları bulunuyor. Kiev, bu saldırılarla Rusya’nın savaş lojistiğini sekteye uğratmayı ve halkta savaş yorgunluğu yaratmayı amaçlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı, İHA’ların çoğunun elektronik harp sistemleri ve hava savunma füzeleriyle düşürüldüğünü iddia etse de, her saldırı başarıyla engellenemiyor. Moskova’nın hava sahasının bu kadar yoğun hedef alınması, Rus hava savunmasının sandığı kadar etkili olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın yeni cephesi
Ukrayna’nın bu stratejik hamlesi, savaşın doğasını değiştiriyor. Artık çatışma sadece Ukrayna topraklarında değil, Rusya’nın iç bölgelerinde de yaşanıyor. Bu durum, Rusya’nın “güvenli arka bölge” algısını yıkıyor ve toplumda huzursuzluk yaratıyor. Putin yönetimi, savaşı halktan uzak tutma çabalarına rağmen, Moskova’ya düzenlenen İHA saldırılarıyla bu imajı sürdürmekte zorlanıyor.
Küresel ölçekte ise bu saldırılar, Batılı müttefiklerin Ukrayna’ya sağladığı uzun menzilli silahların Rusya topraklarında kullanımına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. ABD ve Almanya, Ukrayna’nın Rusya içindeki hedeflere saldırmasına izin vermezken, İngiltere ve Fransa daha esnek bir tutum sergiliyor. Ancak Ukrayna, kendi geliştirdiği İHA teknolojisiyle bu kısıtlamaları aşıyor. Hava saldırıları, Kiev’in savunmadan saldırıya geçtiğinin bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın Rusya içinde artan askeri operasyonları, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik dengelerini yakından ilgilendiriyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge, Rusya’nın bölgedeki askeri varlığını sınırlasa da, savaşın doğrudan Rusya topraklarına sıçraması, Türkiye’nin arabulucu rolünü daha karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Ukrayna’ya sağladığı Bayraktar TB2 İHA’ların etkisi, bu saldırılarla bir kez daha kanıtlanmış oldu. Ankara, hem NATO müttefiki hem de Rusya ile dengeli ilişkiler yürüten bir ülke olarak, savaşın yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bölgede istikrarsızlığın artması, Türkiye’nin enerji ve ticaret hatlarını da tehdit edebilir.