Rusya’nın Ukrayna’nın fosil yakıtlı enerji santrallerine yönelik yoğun bombalamaları, ülkeyi sert bir kışın ortasında karanlık ve soğuğa mahkum ederken, Kiev yönetimi beklenmedik bir çözümle karşılık veriyor: yenilenebilir enerji. Savaşın yıkımına rağmen Ukrayna, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine kadar merkezi olmayan enerji sistemlerini hızla hayata geçiriyor. Bu durum, hem enerji arzını güvence altına almayı hem de uzun vadede yeşil bir dönüşümün önünü açmayı hedefliyor. Yale Environment 360’ta yayımlanan analize göre, ülke adeta savaşın ortasında bir yeşil enerji laboratuvarına dönüşmüş durumda.
Fosil yakıt santralleri hedefte, yenilenebilir kaynaklar yükselişte
Rus güçleri, 2022’deki işgalin başından bu yana Ukrayna’nın enerji altyapısını sistematik şekilde hedef alıyor. Özellikle kömür ve doğalgazla çalışan büyük santraller, füze ve drone saldırılarıyla ağır hasar gördü. Enerji Bakanlığı verilerine göre, ülkenin termik kapasitesinin yaklaşık yarısı kullanılamaz hale geldi. Bu durum, milyonlarca insanın elektrik ve ısınma sorunuyla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Ancak Ukrayna hükümeti, bu krizi bir fırsata çevirerek dağıtık yenilenebilir enerji sistemlerine yatırımları artırdı. Avrupa Birliği ve uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle, çatı üstü güneş panelleri, küçük rüzgar türbinleri ve biyokütle santralleri hızla devreye alınıyor. Uzmanlar, bu sistemlerin merkezi şebekeye bağımlılığı azalttığını ve saldırılara karşı daha dayanıklı olduğunu vurguluyor.
Kiev ve çevresindeki bazı bölgelerde, belediyeler ve özel girişimciler tarafından kurulan güneş enerjisi sistemleri, kritik tesislerin (hastaneler, su pompa istasyonları) kesintisiz çalışmasını sağlıyor. Ayrıca, Ukrayna’nın batı bölgelerinde inşa edilen yeni rüzgar çiftlikleri, ülkenin enerji karışımında yenilenebilirin payını artırıyor. Enerji Bakanı German Galushchenko, savaş öncesi yüzde 10 civarında olan yenilenebilir enerji payının, 2024 sonu itibarıyla yüzde 20’ye yaklaştığını ve bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da artmasının beklendiğini belirtti.
Yeşil dönüşümün küresel yankıları: Savaş ve iklim krizine çifte direnç
Ukrayna’nın bu hamlesi, savaş koşullarında bile enerji dönüşümünün mümkün olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, merkezi olmayan yenilenebilir enerji sistemlerinin, sadece iklim kriziyle mücadelede değil, aynı zamanda enerji güvenliği açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Rusya’nın enerjiyi bir silah olarak kullanmasına karşılık, Ukrayna’nın güneş ve rüzgara yönelmesi, diğer çatışma bölgeleri için de bir model oluşturabilir. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Ukrayna’da yenilenebilir enerji projelerine 300 milyon avroya kadar kredi sağlayacağını açıkladı. Öte yandan, bu dönüşümün önünde ciddi engeller de bulunuyor: savaşın finansal yükü, yedek parça ve ekipman teminindeki zorluklar, siber saldırı riski. Ancak Ukrayna yönetimi, enerji bağımsızlığını sağlamanın ulusal güvenlik meselesi olduğunu düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın yenilenebilir enerjiye yönelmesi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, enerjide dışa bağımlılığını azaltma hedefiyle benzer şekilde güneş ve rüzgar kapasitesini artırıyor. Ukrayna deneyimi, merkezi olmayan enerji sistemlerinin sadece iklim değil, aynı zamanda güvenlik krizlerine karşı da dayanıklılığı artırdığını gösteriyor. Türkiye’nin özellikle deprem gibi doğal afetlere karşı enerji altyapısını çeşitlendirmesi açısından bu model dikkate alınabilir. Ayrıca, Ukrayna’daki yeşil dönüşüm, Türk müteahhitlik ve enerji şirketlerine yeni iş fırsatları sunabilir; savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde Türk firmalarının güneş paneli ve rüzgar türbini kurulumu alanında rol alması mümkün.