Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, 17 Ekim Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Rus işgal güçlerinin Herson bölgesindeki Oleşki kasabasını açlığın pençesinde bir 'ölüm tuzağı'na çevirdiğini söyledi ve uluslararası kuruluşları sivillerin tahliyesine yardım etmeye çağırdı. Sybiha, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, kasabadaki insani durumun giderek kötüleştiğini vurgulayarak, Rusya'nın bölgede uyguladığı politikaların sivilleri temel yaşam koşullarından mahrum bıraktığını belirtti.
Oleşki'de insani kriz derinleşiyor
Oleşki, Dnipro Nehri'nin sol yakasında, Herson'un güneyinde yer alan ve savaş öncesinde yaklaşık 25 bin nüfuslu bir kasaba. Rus güçlerinin 2022'nin ilk aylarında işgal ettiği bölge, aynı yılın sonlarında Ukrayna ordusunun karşı taarruzuyla kısmen geri alınmış ancak nehrin sol yakası Rus kontrolünde kalmıştı. O tarihten bu yana bölgede çatışmalar aralıklarla sürüyor. Sybiha'nın açıklamasına göre, kasabadaki siviller temel gıda, ilaç ve ısınma malzemelerine erişimde ciddi sıkıntı yaşıyor. Rus yetkililerin bölgeye insani yardım girişini engellediği ve yerel halkı zorla Rus vatandaşlığına geçmeye teşvik ettiği iddia ediliyor. Ukrayna hükümeti, daha önce de benzer şekilde işgal altındaki bölgelerde insan hakları ihlalleri ve zorla yerinden etme uygulamalarını gündeme getirmişti. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, bölgeye erişimde zorluklar yaşandığını ve doğrulanmış bilgi almanın güç olduğunu belirtiyor. Sybiha, uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiğini ifade ederek, özellikle insani koridorların açılması ve sivillerin güvenli tahliyesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Oleşki'deki durum, Rusya'nın işgal altındaki topraklarda uyguladığı yöntemlerin bir parçası olarak görülüyor. Ukrayna makamları, Rusya'nın sivil halkı hedef alarak direncini kırmayı amaçladığını savunuyor. Bu tür iddialar, daha önce Mariupol, Bahmut ve diğer kentlerde de gündeme gelmiş, uluslararası kuruluşlar tarafından savaş suçu olarak nitelendirilmişti. Oleşki gibi stratejik konumdaki kasabalar, hem askeri hem de sembolik açıdan önem taşıyor. Dnipro Nehri'nin sol yakasında kalan bölgeler, Ukrayna'nın gelecekteki olası operasyonları için kritik görülüyor. Öte yandan, Rusya'nın bölgede uyguladığı abluka ve yardım engellemeleri, küresel gıda güvenliği ve insani yardım rejimleri açısından da endişe yaratıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde konu daha önce çeşitli vesilelerle tartışılmış ancak Rusya'nın veto yetkisi nedeniyle etkili bir karar alınamamıştı. Sybiha'nın çağrısı, Ukrayna'nın uluslararası arenada insani boyutu öne çıkararak Rusya üzerindeki baskıyı artırma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Batılı ülkelerden henüz resmi bir yanıt gelmezken, insan hakları örgütleri durumun yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna krizinde dengeli bir politika izleyerek hem Kiev hem de Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor. Oleşki'deki insani dram, Türkiye'nin Karadeniz ve çevresindeki istikrarı koruma çabalarını doğrudan etkiliyor. Ankara, daha önce tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları gibi konularda arabuluculuk yapmıştı. Benzer insani krizlerin artması, Türkiye'nin bölgesel insani yardım operasyonlarına katılma ve uluslararası kamuoyunda sesini yükseltme ihtiyacını doğurabilir. Ayrıca, Rusya'nın işgal altındaki bölgelerde uyguladığı politikalar, Türkiye'nin enerji ve tahıl ticareti gibi ekonomik çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin insani diplomasi alanındaki aktif tutumu, bu tür krizlerde arabulucu rolünü güçlendirebilir.