Ukrayna, Rusya'nın artan balistik füze saldırıları karşısında hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığını gösteren raporların ardından uluslararası toplumdan acil yardım talep ediyor. Açıklanan verilere göre, Ukrayna kuvvetleri son haftalarda fırlatılan balistik füzelerin büyük bir kısmını durdurmayı başaramadı. Bu durum, ülkenin hava savunma ağının ciddi şekilde zayıfladığına işaret ediyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, müttefiklerine yaptığı çağrılarda, özellikle Patriot sistemleri için gerekli olan mühimmat stoklarının acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Zelenskiy, hava savunmasındaki bu açığın sivil yerleşimler ve kritik altyapı için büyük bir risk oluşturduğunu belirtti.
Artan balistik füze tehdidi ve hava savunma açığı
Ukrayna Hava Kuvvetleri’ne yakın kaynaklar, Rusya’nın son dönemde balistik füze kullanımını önemli ölçüde artırdığını bildiriyor. Özellikle İskender-M kısa menzilli balistik füzeleri ve Kh-47M2 Kinzhal hipersonik havadan fırlatılan balistik füzeler, Ukrayna’nın mevcut hava savunma sistemlerini aşmakta daha başarılı oluyor. Bu füzeler, yüksek hızları ve manevra kabiliyetleri nedeniyle Patriot dışındaki sistemler tarafından durdurulması en zor tehditler arasında yer alıyor. Ukrayna’nın elinde bulunan Patriot bataryaları ise sınırlı sayıda ve mühimmat stoku kritik seviyelere düşmüş durumda. ABD ve Almanya tarafından sağlanan Patriot sistemleri, şimdiye kadar birçok balistik füze saldırısını püskürtmüş olsa da, sürekli kullanım nedeniyle mühimmat tükenme noktasına geldi. Zelenskiy, geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada, "Rusya her gün onlarca balistik füze fırlatıyor. Biz bunları durduracak kapasiteye sahip olmadığımızda, her füze bir can kaybına veya altyapı felaketine yol açıyor" ifadelerini kullandı. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı son verilere göre, mart ayı boyunca fırlatılan 120 balistik füzeden sadece 46’sı imha edilebildi. Bu oran, yüzde 38’lik bir başarı oranına karşılık gelirken, geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 70’in üzerindeydi. Düşüşün temel nedenleri arasında, mühimmat eksikliğinin yanı sıra radar ve komuta kontrol sistemlerindeki yıpranma da gösteriliyor. Uzmanlar, Ukrayna’nın elindeki S-300 ve Buk gibi Sovyet dönemi sistemlerinin balistik füzelere karşı etkinliğinin sınırlı olduğunu, Batı yapımı sistemlerin ise doğru mühimmatla desteklenmediğinde yetersiz kaldığını belirtiyor.
Batı’dan gelen yardımlar ve Ukrayna’nın beklentileri
Zelenskiy’nin çağrılarına rağmen, Batı ülkelerinden henüz somut bir mühimmat takviyesi kararı çıkmış değil. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ukrayna’ya 60 milyar dolarlık ek yardım paketinin Kongre’de onaylanması için çaba harcıyor ancak paket, özellikle Cumhuriyetçi milletvekillerinin muhalefeti nedeniyle aylardır bloke edilmiş durumda. Bu paketin içinde Patriot mühimmatı için ayrılan fonun da bulunduğu biliniyor. Avrupa Birliği ise Almanya öncülüğünde Ukrayna’ya ek hava savunma sistemleri tedarik etmek için bir girişim başlattı. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçen hafta yaptığı açıklamada, “Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak Patriot mühimmatı konusunda küresel stoklar sınırlı ve üretimi artırmak zaman alıyor” dedi. Ukraynalı yetkililer, önümüzdeki aylarda Rusya’nın daha yoğun füze saldırıları düzenlemesini beklediklerini ve bu durumda hava savunmasındaki zafiyetin felaket boyutlara ulaşabileceğini ifade ediyor. Enerji altyapısına yönelik saldırıların yeniden başlaması halinde, 2022-2023 kışında yaşanan elektrik kesintilerine benzer bir krizin yaşanabileceği uyarısı yapılıyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, “Balistik füzeleri durduramazsak, sadece askeri hedefler değil, tüm ülke hedef haline gelir. Müttefiklerimizden somut adımlar bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın balistik füze tehdidiyle mücadelesi, Türkiye’nin güvenlik politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir konudur. Türkiye, Ukrayna ile savunma sanayi işbirliğini sürdürmekle birlikte, özellikle hava savunma sistemleri konusunda İHA/SİHA üretiminde olduğu gibi bir entegrasyon sağlayamamıştır. Ancak Türkiye’nin kendi hava savunma ihtiyaçları için geliştirdiği Hisar ve SİPER sistemleri, benzer balistik füze tehditlerine karşı bir çözüm sunma potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda, Ukrayna’daki gelişmeler, Türkiye’nin hava savunma sistemlerinde dışa bağımlılığı ne ölçüde azaltması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Ayrıca, Rusya’nın balistik füze kullanımındaki artış, Karadeniz’deki güvenlik dengelerini etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Türkiye, Montrö Sözleşmesi’nin sağladığı avantajla Karadeniz’deki durumu kontrol altında tutmaya çalışsa da, füze tehdidinin doğrudan Türkiye kıyılarına ulaşma riski, savunma planlamalarında daha dikkatli bir yaklaşım gerektirmektedir.