Ukrayna, 13 Şubat 2024 tarihinde Azak Denizi'nde seyir halindeki 11 Rus tankerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenledi. Ukrayna İHA Kuvvetleri Komutanı tarafından yapılan açıklamada, saldırıların gece saatlerinde gerçekleştirildiği ve birçok Rus gemisinin isabet aldığı belirtildi. Kremlin ise, bu tür saldırıların Rusya'nın ihracat kapasitesi üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını öne sürerek, Ukrayna'nın iddialarını reddetti. Olay, Rusya'nın Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki enerji ticaret yollarına yönelik en kapsamlı saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı: Azak Denizi'nde artan çatışma
Ukrayna, Rusya'nın Karadeniz filosuna ve ticari gemilerine yönelik saldırılarını artırarak, Moskova'nın enerji ve tahıl ihracatını hedef alıyor. Son haftalarda Ukrayna İHA'ları, Kerç Köprüsü'nü ve Novorossiysk limanını vurmuştu. Saldırıların hedefindeki tankerlerin, Rusya'nın Ukrayna işgali için lojistik destek sağladığı iddia ediliyor. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, bu operasyonların amacının, Rusya'nın savaş kabiliyetini zayıflatmak ve Karadeniz'deki ticari rotaları güvence altına almak olduğunu duyurdu.
Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın iddialarını yalanlayarak, tankerlerde ciddi hasar olmadığını ve ihracatın planlandığı gibi devam ettiğini bildirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, "Bu tür provokasyonlar, Rusya'nın ekonomisine ve ihracatına zarar veremez. Sözde Ukrayna saldırıları askeri olarak anlamsızdır," dedi. Ancak bağımsız kaynaklar, Rusya'nın Karadeniz'deki sigorta primlerinin arttığını ve bazı nakliye şirketlerinin risk nedeniyle seferlerini iptal ettiğini belirtiyor.
Saldırıların bölgesel ve küresel boyutu
Azak Denizi, Rusya'nın Ukrayna tahıl ve çelik ihracatı için kullanılan önemli bir geçiş noktasıdır. Ukrayna'nın bu bölgede giderek artan saldırıları, sadece Rusya'yı değil, küresel enerji ve gıda zincirlerini de tehdit ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Rusya'nın petrol ihracatının %15'inin Azak-Karadeniz koridorundan gerçekleştiğini belirtiyor. Saldırılar, petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalara yol açarken, özellikle gelişmekte olan ülkelerin enerji maliyetlerini artırma riski taşıyor.
NATO ve Avrupa Birliği (AB), gelişmeyi yakından izliyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Ukrayna'nın meşru müdafaa hakkı vardır ancak sivil ticari gemileri hedef alan saldırılar uluslararası hukuku ihlal edebilir," uyarısında bulundu. Rusya ise, bu saldırıları "terörizm" olarak nitelendirerek, misilleme yapacağını duyurdu. Bu durum, savaşın Karadeniz'e doğru yayılma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Karadeniz'deki ticari rotaların güvenliği ve Montrö Sözleşmesi çerçevesinde boğazlardan geçiş rejiminin korunması açısından bu gelişmeyi dikkatle izliyor. Ukrayna'nın Rus tankerlerine yönelik saldırıları, Türk boğazlarında güvenlik risklerini artırabilir ve tahıl koridoru anlaşmasının geleceğini belirsizleştirebilir. Türkiye, şu ana kadar Rusya ve Ukrayna arasında arabulucu rolü oynamış olsa da, çatışmanın deniz ticaretine doğrudan yansıması, Ankara'yı daha aktif bir pozisyon almaya zorlayabilir. Ayrıca, Rusya'ya yönelik yaptırımları delme ihtimali olan tankerlerin hedef alınması, Türkiye'nin enerji ticaretindeki konumunu da etkileyebilir. Bu nedenle, Türk dış politikası, çatışmanın tırmanmadan kontrol altına alınması için her iki tarafla da diyaloğu sürdürme arayışında olacaktır.