Ukrayna, Avrupa Birliği'ne (AB) bağlı Avrupa Barış Fonu'ndan (EPF) 6.6 milyar euro (yaklaşık 7.5 milyar dolar) tutarındaki kaynağın askeri yardım olarak kullanılmasını talep ediyor. Kiev yönetimi, sahada altı ila dokuz aylık bir "fırsat penceresi" bulunduğunu değerlendirerek bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmek istiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, AB dışişleri bakanlarına hitaben yaptığı açıklamada, EPF kapsamında ayrılan fonların hızlı bir şekilde askeri yardıma dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Kuleba, "Rusya'nın savaş makinesi durdurulmalı. Elimizdeki her euro, her mermi hayati önem taşıyor" dedi.
EPF, AB üyesi ülkelerin ortak bütçesi dışında yönetilen bir fon olup, askeri operasyonlar ve savunma yardımları için kullanılıyor. Şimdiye kadar Ukrayna'ya yaklaşık 5.6 milyar euro değerinde silah ve mühimmat sağlandı. Ancak yeni talep, fonun tamamının kullanılmasını öngörüyor.
AB yetkilileri, talebin ciddiyetle değerlendirildiğini ancak üye ülkeler arasında mutabakat sağlanması gerektiğini belirtiyor. Macaristan gibi bazı ülkeler, daha önce fonun kullanımını bloke etmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna'nın bu hamlesi, savaşta kritik bir dönemeçte geliyor. Rusya'nın doğu cephesinde yoğunlaştığı ve yeni saldırılara hazırlandığı belirtiliyor. Batılı askeri analistler, Ukrayna'nın yaz aylarında karşı taarruz başlatabileceğini, bu nedenle hızlı silah sevkiyatının önemli olduğunu vurguluyor.
AB dışında ABD de Ukrayna'ya askeri yardım konusunda benzer bir aciliyetle hareket ediyor. Ancak ABD Kongresi'ndeki siyasi anlaşmazlıklar, yeni yardım paketlerini geciktirebiliyor. Bu durumda AB'nin sağlayacağı fon, Ukrayna için hayati bir kaynak haline geliyor.
Rusya ise Batı'nın Ukrayna'ya silah sevkiyatını sert dille eleştiriyor ve bunun savaşı uzattığını savunuyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, "AB'nin bu kararı, Ukrayna halkını daha fazla acıya mahkum etmekten başka bir işe yaramayacak" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna-AB askeri yardım süreci, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi kapsamında boğazlardan geçişleri kontrol ederken, savaşın uzaması bölgesel istikrarsızlığı artırıyor. AB'nin Ukrayna'ya sağladığı silahların savaşın seyrini değiştirmesi, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını da etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği ve savunma sanayi iş birliği bağlamında, Ankara'nın denge politikası hassaslaşıyor.