Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi, ülkesinin Rusya'ya yönelik koşulsuz ateşkes teklifinin süresiz olmadığını belirterek, BM Güvenlik Konseyi'nden karar çıkmaması halinde bu teklifin rafa kalkabileceği uyarısında bulundu. Savaşın 1581. gününde gelen bu açıklama, Kiev'in olası bir diplomatik çözüm için sabrının tükenmekte olduğunu gösteriyor. Ukrayna'nın BM nezdindeki temsilcisi, “Tam ve koşulsuz ateşkes büyük bir tavizdi; bu tavizi kalıcı kılmak için uluslararası toplumun desteği şart” dedi.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna, savaşın başlangıcından bu yana birçok kez ateşkes ve barış görüşmeleri için adım atmış, ancak Rusya'nın kabul etmemesi veya şartların ağırlaşması nedeniyle bu girişimler sonuçsuz kalmıştı. Son olarak Kiev, uluslararası arabulucular eşliğinde bir “koşulsuz ateşkes” teklifini masaya koymuştu. Bu hafta BM Güvenlik Konseyi'nde oylanması beklenen ateşkes kararına ilişkin ise Batılı kaynaklar, Rusya'nın muhtemelen veto kullanacağını belirtiyor. Ukrayna temsilcisi, “Bu bir süreç ve sürecin taraflarının gerçekten barış istemesi gerekiyor. Biz masada kalmaya hazırız ama kaybedecek zaman yok” ifadelerini kullandı.
Ukrayna'nın bu tutumu, Rusya'nın doğu ve güney cephelerinde son haftalarda kısmi ilerlemeler kaydetmesiyle aynı döneme denk geliyor. Savaşın yıpratıcılığı, Ukrayna'nın askeri ve ekonomik kapasitesini zorlarken, Batı'dan gelen yardımların da yavaşlaması Kiev'i alternatif diplomatik yollara yöneltiyor. Ancak Rusya'nın şu ana kadar Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda taviz vermemesi, ateşkes ihtimalini zayıflatıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Ukrayna-Rusya savaşı, Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesine yol açarken, Türkiye gibi bölge ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamanın sonucu, sadece Ukrayna'nın değil, aynı zamanda Karadeniz tahıl koridoru anlaşması ve küresel gıda güvenliği gibi konularda da belirleyici olabilir. Rusya'nın olası bir vetosu, Batı ile Moskova arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir. Öte yandan Çin ve Hindistan gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları, savaşın diplomasi yoluyla çözülme umudunu canlı tutuyor.
Türkiye, savaşın başından bu yana hem arabuluculuk yapmış hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki dengeyi korumaya çalışmıştır. Ukrayna'nın ateşkes teklifinde ısrarcı olması, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde daha aktif bir arabuluculuk yapmasının önünü açabilir. Ancak Rusya'nın tutumu, Ankara'nın bu rolü oynama kabiliyetini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'nın ateşkes teklifini revize etme ihtimali, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik çıkarlarını ve tahıl anlaşmasının geleceğini ilgilendiriyor. Türkiye, iki ülke arasında dengeli bir politika izlemeye çalışırken, Ukrayna'nın barışa zorlanması Ankara'nın arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Öte yandan, Rusya'nın savaşı uzatma stratejisi, Türkiye'nin enerji ve ticaret bağlantılarını riske atıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin hem Ukrayna'nın egemenliğini desteklemesi hem de Rusya ile diyaloğu sürdürmesi bekleniyor. Krizin derinleşmesi, Türkiye'yi yeni bir mülteci akını ve ekonomik maliyetle karşı karşıya bırakabilir; bu da Ankara'nın diplomatik girişimlerini hızlandırmasını gerektiriyor.