2022 yılında Scott Sweetow, “Of Roadside Bombs and Drones: Putin’s Looming Insurgency Problem” başlıklı yazısında Ukrayna’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşın, konvansiyonel askeri harekâtlarla asimetrik gerilla taktiklerinin bir birleşimine dayanacağını öngörmüştü. Dört yıl süren çatışmaların ardından, Sweetow bu öngörülerini yeniden değerlendiriyor ve Ukrayna’nın savaş alanında benimsediği asimetrik yöntemlerin nasıl evrildiğini analiz ediyor. Bugün Ukrayna, hem düzenli ordu birlikleriyle cephe savaşı verirken hem de insansız hava araçları (İHA), uzun menzilli hassas silahlar ve özel harekât timleriyle Rus lojistiğini ve komuta merkezlerini hedef alan bir hibrit savaş yürütüyor.
Asimetrik Taktiklerin Arka Planı
Ukrayna’nın asimetrik savaş yaklaşımı, 2014’te başlayan Donbas çatışmalarına dayanır. O dönemde Ukrayna, Rus destekli ayrılıkçılara karşı sınırlı kaynaklarla mücadele ederken, küçük çaplı pusular, el yapımı patlayıcılar (EYP) ve keskin nişancı faaliyetleri gibi taktikler geliştirdi. 2022’deki tam kapsamlı işgal sonrası Ukrayna, bu deneyimi sahaya taşıdı. Sweetow’a göre, Ukrayna’nın en önemli avantajı, sivil toplum desteğiyle işleyen bir istihbarat ağına sahip olmasıdır. Bu sayede Ukrayna güçleri, Rus birliklerinin hareketlerini önceden tespit edip pusular düzenleyebildi. Özellikle Bayraktar TB2 gibi İHA’lar, hem keşif hem de saldırı rollerinde etkin kullanıldı. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte Ukrayna, daha sofistike kamikaze dronlar (FPV dronlar) ve deniz insansız araçları (USV) gibi yeni nesil asimetrik silahlara yöneldi.
Bu taktiklerin başarısı, Ukrayna’nın Rus lojistiğini hedef alan “derin vuruş” konseptinde kendini gösterdi. Örneğin, 2023 yılı boyunca Ukrayna, Rus işgali altındaki bölgelerdeki mühimmat depolarına, yakıt tankerlerine ve demiryolu hatlarına yönelik saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, Rus ordusunun tedarik hatlarını ciddi şekilde aksattı. Sweetow, bu yöntemin aslında bir tür “gerilla savaşı” olduğunu, ancak modern teknolojiyle birleştiğinde konvansiyonel bir orduya karşı dahi etkili olabileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna’nın asimetrik taktiklerinin evrimi, sadece Doğu Avrupa’nın değil, dünya genelindeki askeri doktrinlerin de yeniden şekillenmesine yol açıyor. NATO ülkeleri, Ukrayna’nın sahada uyguladığı İHA sürüleri, elektronik harp karıştırma önlemleri ve mobil komuta merkezleri gibi yenilikçi yöntemleri yakından izliyor. Özellikle, küçük ve ucuz insansız hava araçlarının pahalı füze sistemlerine karşı etkinliği, savunma harcamalarında devrim yaratma potansiyeli taşıyor. Diğer yandan, Rusya’nın asimetrik tehditlere karşı koymak için geliştirdiği elektronik harp sistemleri ve termal kameralar da savaşın teknolojik boyutunu artırıyor.
Küresel olarak, Ukrayna’daki gelişmeler, gerilla savaşının “hibrit savaş” kavramı içinde nasıl konumlandırılacağına dair önemli dersler sunuyor. Devlet dışı aktörlerin (örneğin, terör örgütleri) bu taktikleri benimsemesi, gelecekteki çatışmaların karakterini değiştirebilir. Analistlere göre, Ukrayna’nın deneyimi özellikle Tayvan, Güney Kore ve Baltık ülkeleri gibi potansiyel tehdit altındaki bölgeler için bir model oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın asimetrik savaş taktikleri, Türkiye’nin savunma sanayii ve askeri doktrini açısından doğrudan çıkarımlar barındırıyor. Türkiye, Bayraktar TB2 gibi İHA’ların etkin kullanımıyla bu savaşta kilit bir rol oynadı. Ayrıca, Türkiye’nin Karabağ ve Libya gibi çatışma bölgelerinde uyguladığı İHA merkezli harekât tarzı, Ukrayna’nın taktikleriyle paralellik gösteriyor. Bu durum, Türk savunma sanayisi ürünlerinin uluslararası pazardaki talebini artırırken, Türkiye’nin hibrit savaş konseptinde bir uzmanlık alanı oluşturmasına katkı sağlıyor. Öte yandan, Karadeniz’deki deniz insansız araçlarının kullanımı, Türkiye’nin Boğazlar ve deniz güvenliği politikalarını etkileyebilir. Sonuç olarak, Ukrayna’nın asimetrik savaş deneyimi, Türkiye’nin hem savunma stratejilerini şekillendirmesi hem de bölgesel güvenlik dinamiklerini okuması açısından önemli bir referans noktasıdır.