Ukrayna, Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik yolunda tarihi bir adım atarak 25 Haziran 2024 Pazartesi günü Lüksemburg'da katılım müzakerelerinin ilk aşamasını resmen başlattı. Ev sahipliğini AB dönem başkanı Belçika'nın üstlendiği hükümetler arası konferansta, Kiev yönetimi ile Birliğin 27 üyesi, adaylık sürecinin temel ilkelerini belirleyen müzakere çerçevesini onayladı. Bu gelişme, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı tam kapsamlı işgalin ardından Ukrayna'nın Batı ittifaklarına entegrasyon çabalarında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, süreci 'zafer getirecek bir yol haritası' olarak nitelendirirken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, kararın ülkesinin egemenliği ve Avrupalı kimliği açısından taşıdığı önemi vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Adaylıktan müzakerelere uzanan süreç
Ukrayna, AB'ye adaylık başvurusunu Şubat 2022'de, Rus işgalinin hemen ardından yapmış ve Haziran 2022'de aday ülke statüsü kazanmıştı. Brüksel, Kiev'den yargı bağımsızlığı, yolsuzlukla mücadele ve medya özgürlüğü gibi alanlarda kapsamlı reformlar talep etti. Ukrayna hükümeti, savaş koşullarına rağmen bu reformları hayata geçirdi ve Aralık 2023'te AB Konseyi, müzakerelerin başlatılmasına yeşil ışık yaktı. Müzakere süreci, 35 fasıldan oluşan AB müktesebatının uyumlaştırılmasını içeriyor; ancak savaş nedeniyle bazı fasılların görüşmeleri ertelenebilecek. AB yetkilileri, sürecin 'hızlandırılmış' olmayacağını, ancak Kiev'in kaydettiği ilerlemenin takdir edildiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Rusya'nın tepkisi ve jeopolitik dengeler
Müzakerelerin başlaması, doğal olarak Moskova'nın tepkisini çekti. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, AB'nin 'düşmanca' bir adım attığını söylerken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, genişlemenin Ukrayna'yı 'Batı'nın yarı sömürgesi' haline getireceğini iddia etti. Öte yandan AB içinde de farklı sesler yükseliyor; Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna'nın adaylığını desteklememiş olsa da müzakerelerin başlatılmasını engellemedi. Analistler, bu sürecin AB'nin gelecekteki genişleme stratejisi açısından bir test vakası olduğunu belirtiyor. Balkan ülkeleri de Ukrayna'ya öncelik verilmesinden rahatsızlık duyarken, Brüksel genişleme sürecini 'jeopolitik bir yatırım' olarak gerekçelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile uzun süredir devam eden katılım müzakereleri bağlamında önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, 1999'dan beri aday ülke statüsünde olmasına rağmen müzakereler siyasi engeller ve Kıbrıs sorunu nedeniyle fiilen durmuş durumda. Ukrayna'nın savaş koşullarında aldığı 'hızlı' yol, Ankara'da 'çifte standart' algısını güçlendirebilir. Öte yandan AB'nin genişleme kapasitesini tartışmaya açan bu adım, Türk dış politikası açısından kısa vadede doğrudan somut bir sonuç doğurmasa da, orta vadede AB'nin Doğu Avrupa'ya odaklanmasının Akdeniz ve Kafkasya dengelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor.