Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcı Yardımcısı, mahkemenin ABD'nin olası yeni yaptırımlarına karşı kendini güvence altına aldığını açıkladı. Lahey merkezli mahkeme, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yeniden yaptırım tehditlerine karşı operasyonel dayanıklılığını artırmak için kapsamlı bir revizyon süreci yürüttü. Yetkili, "Mahkeme, karşılaşabileceğimiz her türlü senaryoya karşı sistemlerini yeniledi" diyerek UCM'nin uluslararası hukuku uygulama kararlılığını vurguladı.
Yaptırım Tehditleri ve UCM'nin Hazırlığı
UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım ve saldırı suçlarını soruşturmakla görevli. Ancak ABD, mahkemeye taraf olmadığı gibi, UCM'nin Amerikan vatandaşlarını ve müttefiklerini soruşturma girişimlerine sert tepki gösteriyor. Trump yönetimi döneminde, UCM yetkililerine yönelik seyahat yasakları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımlar uygulanmıştı. 2020'de Başsavcı Fatou Bensouda ve diğer üst düzey yetkililere yönelik yaptırımlar, mahkemenin çalışmalarını sekteye uğratmıştı. Şimdi ise Trump'ın yeniden seçilme ihtimali ve Cumhuriyetçi kanadın UCM karşıtı söylemleri, yeni yaptırım dalgalarının habercisi olarak görülüyor. UCM Başsavcı Yardımcısı, bu tehditlere karşı mahkemenin idari ve mali sistemlerini çeşitlendirdiğini, dijital altyapısını güçlendirdiğini ve personel güvenliğini artırdığını belirtti. Özellikle, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak için alternatif ödeme mekanizmaları geliştirildiği ve iletişim ağlarının şifrelendiği öğrenildi.
Uluslararası Hukuk ve Güç Dengeleri
UCM'nin karşı karşıya olduğu baskı, sadece ABD ile sınırlı değil. Rusya, Çin ve İsrail gibi ülkeler de mahkemenin yetkisini tanımıyor veya sorguluyor. Ancak UCM, 124 taraf devletin desteğiyle küresel adalet arayışını sürdürüyor. Mahkeme, son yıllarda Ukrayna, Filistin ve Sudan gibi hassas bölgelerde soruşturmalar yürüterek uluslararası alanda etkisini artırdı. Trump yönetiminin olası yaptırımları, ABD'nin "Amerika Birinci" politikası ve uluslararası kurumlardan uzaklaşma eğiliminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. UCM yetkilileri, yaptırımların mahkemenin bağımsızlığını zedelemeyeceğini, aksine uluslararası toplumun desteğini pekiştireceğini savunuyor. Avrupa Birliği ve diğer müttefikler, UCM'ye verdikleri destekte kararlı olduklarını yineledi. Öte yandan, yaptırımların mahkemenin soruşturmalarını yavaşlatabileceği, tanık koruma programlarını ve delil toplama süreçlerini olumsuz etkileyebileceği endişesi dile getiriliyor. UCM'nin bütçesi büyük ölçüde taraf devletlerin katkılarıyla finanse ediliyor; ABD'nin doğrudan finansal baskısı sınırlı olsa da, ikincil yaptırımlar yoluyla üçüncü ülkeleri ve şirketleri etkileme potansiyeli taşıyor. Mahkeme, bu riski azaltmak için tedarik zincirlerini çeşitlendirmiş ve yerel para birimlerinde işlem yapma kapasitesini artırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Roma Statüsü'ne taraf olmamakla birlikte UCM'nin çalışmalarını yakından takip ediyor. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarındaki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de uluslararası hukuka bağlılığını dengelemek durumunda. Olası yaptırımlar, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı diğer anlaşmazlıklarda (örneğin S-400, terörle mücadele) yeni bir gerilim hattı yaratabilir. Ayrıca, UCM'nin Filistin ve Ukrayna soruşturmaları, Türkiye'nin bölgesel pozisyonu açısından önemli. Türkiye, UCM'nin yaptırımlara rağmen işlevini sürdürmesini, çok kutuplu dünyada hukukun üstünlüğü açısından destekleyebilir.