ABD'de 2010 yılından bu yana ilk kez üç farklı eyalet, aynı gün içinde üç ayrı idam cezası infazı gerçekleştirecek. Bu üç eyalet sırasıyla Alabama, Oklahoma ve Teksas olarak belirlenirken, infazların 25 Ocak tarihinde yapılması planlanıyor. Federal hükümetin 2021'de federal infazları durdurma kararına rağmen, eyalet düzeyinde idam uygulamalarının sürmesi, ceza adaleti sistemindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
İnfaz edilecek kişiler hakkında açıklanan bilgilere göre, Alabama'da 47 yaşındaki Christopher Lee Price, 1991 yılında işlediği bir cinayet nedeniyle ölüm cezasına çarptırılmıştı. Price'ın avukatları, müvekkillerinin kalp rahatsızlığı olduğunu ve ölümcül enjeksiyonun acı verici olabileceğini öne sürerek birkaç kez erteleme talebinde bulunmuştu. Benzer şekilde, Oklahoma'da 61 yaşındaki Bigler Jobe Stouffer II, 1985'te işlediği cinayetlerden dolayı idam cezası almıştı. Stouffer'ın da son dakika itirazları mahkeme tarafından reddedildi.
Teksas'ta ise 61 yaşındaki Johnny Ray Garrett, 1987'de bir hemşirelik öğrencisini öldürmekten hüküm giymişti. Garrett'ın avukatları, müvekkillerinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve bu nedenle infazın anayasaya aykırı olduğunu savunsa da, Teksas Yüksek Mahkemesi infaz kararını onayladı. Her üç infazın da ölümcül enjeksiyon yöntemiyle gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Aynı gün üç eyalette yapılacak idamlar, ABD'de ölüm cezasına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. İnsan hakları örgütleri, bu infazların adaletin tecellisi değil, devletin sistematik şiddeti olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, ABD'yi uluslararası toplumda yalnızlaştıran bu uygulamaları kınadı. Öte yandan, ölüm cezasını savunanlar, cezaların caydırıcılık sağladığını ve mağdur ailelerin adalet duygusunu tatmin ettiğini belirtiyor.
Bu infazlar, aynı zamanda ABD'deki eyaletler arasındaki hukuki farklılıkları da gözler önüne serdi. Ölüm cezası bazı eyaletlerde kaldırılmışken, özellikle Güney eyaletlerinde hâlâ uygulanıyor. Ayrıca, idam cezasının uygulanma biçimi, ölümcül enjeksiyon ilaçlarının teminindeki zorluklar nedeniyle de tartışılıyor. Bu durum, bazı eyaletleri alternatif yöntemlere yöneltirken, diğerleri infazları ertelemek zorunda kalabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu infazlar, Türkiye'deki hukuk ve insan hakları tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı olmasa da, küresel ölüm cezası karşıtı hareketin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Türkiye, 2004'te ölüm cezasını kaldırmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyum sürecinde önemli adımlar atmıştır. Bu tablo, Türkiye'nin uluslararası alanda ölüm cezasına karşı duruşunu güçlendiren bir örnek olabilir. Ancak, ABD'nin uygulamalarının Türk kamuoyunda farklı yorumlanabileceği, bazı kesimlerin bu tür cezaların caydırıcılığını savunabileceği dikkate alınmalıdır.