UBS Wealth Management Fransa CIO'su Claudia Panseri, enflasyon endişelerinin küresel tahvil getirilerini yükseltmesiyle birlikte Japon Yeni'ndeki gelişmeleri ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz artırım beklentilerini Bloomberg TV'de Lizzy Burden'a değerlendirdi. Panseri, tahvil piyasalarındaki dalgalanmanın merkez bankalarının para politikası patikalarına ilişkin belirsizlikten kaynaklandığını vurguladı.
Küresel Tahvil Piyasalarında Satış Dalgası
ABD'de açıklanan son enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, küresel tahvil piyasalarında sert satışlara yol açtı. ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizi kritik seviyeleri aşarken, Almanya ve İngiltere tahvil faizleri de yükseliş gösterdi. Panseri, bu hareketin özellikle enflasyonun kalıcı olabileceğine dair endişelerden beslendiğini belirtti. ECB'nin faiz artırım döngüsüne ilişkin beklentiler ise yeniden şekilleniyor; piyasa oyuncuları ECB'nin Temmuz toplantısında faiz artırımına gidebileceğini fiyatlıyor.
Japon Yeni, küresel tahvil getirilerindeki artışa rağmen değer kazanamadı; Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) ultra gevşek para politikasını sürdürmesi yen üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Panseri, yenin görünümüne ilişkin olarak BOJ'un getiri eğrisi kontrol politikasında değişiklik sinyali vermediğini, bunun da yenin diğer para birimleri karşısında zayıf kalmasına neden olduğunu ifade etti.
ECB yetkilileri son dönemde yaptıkları açıklamalarda enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını yinelerken, faiz artırımlarının veri odaklı olacağını vurguluyor. Panseri, piyasanın ECB'den bu yıl içinde iki faiz artırımı beklediğini, ancak enflasyonun seyrine bağlı olarak bu beklentinin değişebileceğini söyledi.
Piyasa Dinamikleri ve Jeopolitik Riskler
Küresel tahvil getirilerindeki yükseliş, yalnızca enflasyon değil aynı zamanda jeopolitik riskler ve ticaret savaşları endişeleriyle de besleniyor. ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimi, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Avrupa'daki siyasi belirsizlikler yatırımcıların güvenli liman arayışını artırıyor. Panseri, tahvil piyasalarındaki oynaklığın hisse senedi piyasalarına da yansıdığını, yatırımcıların portföylerini yeniden dengelediğini aktardı.
ECB'nin faiz artırım beklentileri Euro'yu desteklerken, özellikle ihracatçı ülkeler için olumsuz bir tablo oluşturuyor. Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya'da sanayi üretimi zayıflarken, ECB'nin sıkılaşma adımları ekonomik toparlanmayı geciktirebilir. Panseri, ECB'nin enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırımlarına devam edeceğini ancak bunu yaparken büyümeyi de gözeteceğini belirtti.
Öte yandan, Fed'in para politikası da küresel tahvil getirileri üzerinde belirleyici. Fed'in faiz indirimine ne zaman başlayacağına dair belirsizlik, tahvil piyasalarındaki dalgalanmayı artırıyor. Panseri, Fed'in enflasyonun %2 hedefine yaklaştığına dair daha fazla kanıt görmek istediğini, bunun da faiz indirimlerini geciktirebileceğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil getirilerindeki yükseliş ve ECB'nin faiz artırım beklentileri, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Yükselen küresel faizler, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını olumsuz etkileyerek Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini artırabilir. ECB'nin sıkılaşması, Avrupa Birliği ile ticaretinde önemli paya sahip olan Türkiye'nin ihracatını zorlaştırabilir ve Avrupa'daki talep koşullarını sıkılaştırabilir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikası üzerinde de dolaylı baskı oluşturabilir; zira küresel faizler yükselirken TCMB'nin faiz indirim döngüsüne devam etmesi TL'de değer kaybı baskısını artırabilir. Jeopolitik risklerle birleştiğinde, Türkiye'nin risk primindeki olası artış, ekonomik istikrar açısından yakından takip edilmelidir.