Uber Technologies Inc., New York City'nin sürücüleri korumayı amaçlayan bir yasaya karşı federal dava açtı. Şirket, yasanın 'pervasız' olduğunu ve iş modeline zarar verdiğini savunuyor. 2024 yılı başında yürürlüğe giren yasa, Uber ve Lyft gibi platformların sürücülerine asgari ücret garantisi ve işten çıkarma koruması sağlamasını zorunlu kılıyor. Uber, bu düzenlemenin maliyetleri artırdığını ve yolculara yansıtılan fiyatların yükselmesine neden olduğunu iddia ediyor. Dava, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde açıldı.
Gelişmenin arka planı
New York City, 2023 sonunda kabul ettiği yasayla, teslimat ve yolcu taşıma platformlarında çalışan sürücülere önemli haklar tanıdı. Yasa, sürücülerin saatlik asgari ücretinin 26 dolar olmasını ve işten çıkarılmaları durumunda tazminat almalarını öngörüyor. Ayrıca, sürücülerin grev yapma hakkı da güvence altına alındı. Uber, yasanın 'ürün ve hizmetlerini sunma kabiliyetini engellediğini' ve 'Keyifli Yolculuk' yasası olarak adlandırılan düzenlemenin, şirketin esnek çalışma modeline aykırı olduğunu belirtti.
New York, ABD'de bu tür bir düzenlemeyi kabul eden ilk büyük şehir oldu. Diğer şehirler de benzer yasalar üzerinde çalışıyor. Uber, yasanın sürücülerin bağımsız yüklenici statüsünü tehdit ettiğini ve şirketin operasyonel esnekliğini kısıtladığını savunuyor. Şirket, daha önce Kaliforniya'da benzer bir yasaya karşı başarılı bir kampanya yürütmüştü.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, gig ekonomisinin düzenlenmesi konusunda önemli bir emsal teşkil edebilir. New York, ABD'nin en büyük ulaşım pazarlarından biri olduğu için, mahkeme kararı diğer şehirlerdeki düzenlemeleri de etkileyebilir. Uber, benzer yasaların Avrupa'da da yaygınlaştığına dikkat çekiyor. Özellikle İngiltere ve Almanya'da sürücü hakları konusunda süregelen hukuki mücadeleler var. Küresel ölçekte, platform çalışanlarının hakları, düzenleyiciler ve teknoloji şirketleri arasında en sıcak konulardan biri haline geldi. Uber'in bu davayı kaybetmesi, diğer bölgelerde de benzer düzenlemelerin önünü açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de Uber ve benzeri platformlar faaliyet gösteriyor ancak henüz New York'taki gibi kapsamlı bir sürücü koruma yasası bulunmuyor. Bu dava, Türkiye'deki düzenleyicilere gig ekonomisinin işçi hakları açısından nasıl ele alınması gerektiği konusunda bir referans olabilir. Türkiye'de özellikle motokuryeler ve taksi şoförleri için çalışma koşulları sıkça tartışılıyor. Mahkeme kararı, Türkiye'nin ileride benzer bir düzenleme yapması durumunda emsal teşkil edebilir. Ayrıca, küresel teknoloji şirketlerinin yerel yasalara uyum sağlama konusundaki tutumu, Türkiye'nin dijital ekonomi politikalarını şekillendirmede etkili olabilir.