Türkiye'nin de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, İsrailli bazı bakanların Gazze Şeridi'nden Filistinlilerin zorla çıkarılması yönündeki açıklamalarını ortak bir bildiriyle kınadı. Bildiride, bu tür planların uluslararası hukuku ihlal ettiği ve bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulandı. Açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ve Filistinlilerin yerinden edilmesine dair tartışmaların yeniden alevlendiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Ortak açıklamayı yapan ülkeler arasında Türkiye, ABD, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Kanada ve Japonya yer aldı. Dışişleri bakanları, İsrailli aşırı sağcı bakanların Gazze'deki Filistinlilerin başka ülkelere yerleştirilmesi gerektiğine dair çağrılarını sert bir dille eleştirdi. Bildiride, "Filistinlilerin kendi topraklarından zorla çıkarılmasına yönelik her türlü planı reddediyoruz" ifadesi kullanıldı ve bu tür eylemlerin Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in son haftalarda yaptığı açıklamalar, Gazze'nin yeniden yapılandırılması sürecinde Filistinlilerin "gönüllü göç" adı altında başka ülkelere gitmesi gerektiğini savunuyordu. Bu öneriler, Filistinliler ve uluslararası toplum tarafından etnik temizlik olarak nitelendirilmişti. Sekiz ülkenin ortak bildirisi, bu söylemlerin kabul edilemez olduğunu ve bölgede barış umutlarını zayıflattığını ortaya koydu.
Bildiride ayrıca, Gazze'deki insani krizin derinleşmesinden duyulan endişe dile getirildi ve tüm taraflara sivillerin korunması çağrısı yapıldı. Dışişleri bakanları, iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu yineledi. Ancak İsrail hükümetinden henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu ortak açıklama, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırma çabası olarak yorumlanıyor. ABD'nin de bildiriye katılması, Washington'un İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin sorgulanmaya başladığı yönündeki yorumları güçlendirdi. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Japonya ve Kanada'nın da imza atması, Batı ittifakı içinde İsrail politikalarına dair bir birleşme olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Arap ülkelerinden henüz resmi bir ortak açıklama gelmedi. Mısır ve Ürdün, Filistinlilerin yerinden edilmesine karşı olduklarını daha önce dile getirmişti. Suudi Arabistan ise normalleşme görüşmelerini askıya almış durumda. Bölgede tansiyonun yükselmesi, Lübnan-İsrail sınırında çatışma riskini de artırıyor.
Uluslararası hukukçular, zorla yerinden etme planlarının soykırım suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrailli yetkililer hakkında yürüttüğü soruşturma da bu bağlamda önem taşıyor. Bildiri, olası yaptırım ve yasal süreçlerin habercisi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin sekiz ülkeyle birlikte bu bildiriye imza atması, Filistin davasındaki hassasiyetini ve bölgesel liderlik iddiasını yansıtıyor. Ankara, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiriyor ve uluslararası alanda Filistinlilerin haklarını savunmayı sürdürüyor. Bu ortak açıklama, Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle aynı zeminde buluştuğunu gösterirken, aynı zamanda İsrail ile olan gerilimi de yönetmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye için Gazze'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da güvenlik risklerini artırıyor; enerji ve ticaret yolları da bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, mülteci akını ihtimali ve radikalleşme tehdidi, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan ilgilendiriyor.