Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail saldırıları sonucunda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 73,651'e yükseldi. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgilere göre, ölü sayısındaki artış, bölgede insani krizin her geçen gün daha da derinleştiğini gösteriyor. Saldırıların başlangıcından bu yana on binlerce sivil yaşamını yitirirken, altyapı büyük ölçüde tahrip oldu ve temel hizmetlere erişim neredeyse imkansız hale geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği sürpriz saldırının ardından başladı. O günden bu yana bölgeye yönelik hava saldırıları, topçu ateşi ve kara operasyonları aralıksız devam ediyor. Uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki ölü sayısının büyük bölümünün kadın ve çocuklardan oluştuğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail'in saldırılarında orantısız güç kullandığını ve sivil altyapıyı hedef aldığını defalarca dile getirdi. Hastaneler, okullar ve mülteci kampları da bu saldırılardan nasibini aldı; birçok sağlık tesisi hizmet veremez durumda.
Ölü sayısının 73,651'e ulaşması, çatışmanın ne denli yıkıcı boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Ancak bağımsız gözlemciler, gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceğini, çünkü enkaz altında kalan cesetlere ulaşılamadığını vurguluyor. Gazze'deki yerel sağlık yetkilileri, kayıt altına alınan ölümlerin yanı sıra binlerce kişinin hâlâ kayıp olduğunu bildiriyor. Bu durum, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarının ne kadar sonuçsuz kaldığını da ortaya koyuyor.
Bölgede insani yardım konvoyları zaman zaman güçlükle geçiş yapabiliyor; elektrik, su ve yakıt sıkıntısı had safhada. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu uyarısında bulunmuştu. Salgın hastalıkların yayılma riski her geçen gün artıyor. Yerinden edilen yüz binlerce Filistinli, güvenli bölge bulmakta zorlanıyor ve çoğu zaman birkaç kez yer değiştirmek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki çatışma, Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir tırmanma riskini de beraberinde getiriyor. İran destekli gruplar ile İsrail arasındaki gerilim, Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'e kadar uzanan bir hatta yansıyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel deniz ticaretini sekteye uğratırken; Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar zaman zaman şiddetleniyor. Bu durum, bölgenin topyekûn bir savaşa sürüklenme ihtimalini güçlendiriyor.
Uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik eleştiriler artarken, başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler İsrail'e olan desteğini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrıları birçok kez veto edildi. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı açtığı soykırım davası ise sembolik ve hukuki açıdan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Divan, İsrail'e soykırımı önleyici tedbirler alma çağrısı yapmıştı; ancak uygulama noktasında somut bir ilerleme sağlanamadı.
Gazze'deki yıkım, bölge ekonomileri üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerleri boşaltılırken, turizm ve tarım gibi sektörler darbe aldı. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, mülteci akını ve ekonomik baskı ile karşı karşıya. Ayrıca, küresel enerji piyasaları da Orta Doğu'daki istikrarsızlıktan etkileniyor; petrol fiyatlarında dalgalanmalar yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizi yakından takip ediyor ve ateşkes için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ankara, İsrail ile ilişkilerini askıya almış durumda; Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırımla suçlayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor; özellikle enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından riskler artıyor. Ayrıca, Türkiye'de kamuoyu baskısı hükümetin Filistin yanlısı tutumunu güçlendiriyor. Uzun vadede, Gazze'deki çatışmanın sona ermesi ve iki devletli çözümün tesisi, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar hedefleri açısından kritik önem taşıyor.