ANKARA (Reuters) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Yemen'deki Husilerin devam eden saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan'ın askeri ihtiyaçları olabileceğini ve Türkiye'nin Pakistan'ın da dahil olduğu üçlü bir savunma paktı çerçevesinde bu ihtiyaçlara yardımcı olmaya hazır olduğunu söyledi. Fidan'ın bu açıklaması, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın bu hafta Ankara'ya yapacağı ziyaret öncesinde geldi ve bölgesel savunma işbirliğinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlandı.
Açıklamanın Arka Planı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, başkent Ankara'da düzenlenen basın toplantısında, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerine değindi. Fidan, "Suudi Arabistan'ın Yemen'den gelen Husilerin saldırıları nedeniyle bazı askeri ihtiyaçları olabilir. Türkiye, Pakistan ile birlikte oluşturulan üçlü savunma mekanizması kapsamında bu ihtiyaçlara katkı sağlamaya hazırdır" ifadelerini kullandı. Fidan, bu işbirliğinin detaylarının önümüzdeki günlerde yapılacak görüşmelerde ele alınacağını belirtti. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında son aylarda savunma sanayii, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatlar konusunda temasların arttığı biliniyor. Üçlü savunma paktı henüz resmi olarak duyurulmamış olsa da, diplomatik kaynaklar, tarafların kapsamlı bir güvenlik anlaşması üzerinde çalıştığını doğruluyor.
Yemen'deki Husi milisleri, 2014'ten bu yana Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı savaşıyor. Husiler, son dönemde Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik insansız hava aracı ve balistik füze saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan, bu saldırıları püskürtmek için hava savunma sistemlerini güçlendirmek istiyor. Türkiye, son yıllarda geliştirdiği yerli İHA'lar ve hava savunma sistemleriyle bu alanda önemli bir tedarikçi konumuna geldi. Ayrıca, Türk savunma şirketleri Suudi Arabistan ile çeşitli anlaşmalar imzaladı; 2023'te yapılan anlaşmalar kapsamında Bayraktar TB2 İHA'ları ve Akıncı taarruz İHA'ları Suudi Arabistan envanterine girmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Türkiye'nin Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini derinleştirme çabası, bölgesel güç dengeleri açısından dikkat çekici. İran destekli Husiler, Suudi Arabistan için ciddi bir tehdit oluştururken, Türkiye'nin bu ülkeye savunma desteği sunması, Tahran ile Ankara arasındaki hassas dengeyi etkileyebilir. Öte yandan, Pakistan'ın da yer aldığı üçlü yapı, İslam dünyasında yeni bir güvenlik ekseni oluşturma potansiyeli taşıyor. Pakistan, Suudi Arabistan ile uzun süredir askeri eğitim ve danışmanlık ilişkilerine sahip. Türkiye'nin bu denkleme katılması, bölgedeki Sünni blok içinde işbirliğini güçlendirebilir.
ABD'nin Orta Doğu'dan askeri olarak çekilme eğilimi, bölge ülkelerini yeni güvenlik arayışlarına itiyor. Suudi Arabistan, ABD ile ilişkilerini korumakla birlikte, savunma sanayisinde çeşitlendirmeye gidiyor. Türkiye ise son yıllarda savunma ihracatını artırarak Körfez ülkeleriyle bağlarını güçlendirmeye çalışıyor. Bu kapsamda, Türk savunma sanayii şirketleri Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile çok sayıda anlaşma imzaladı. Fidan'ın açıklaması, Türkiye'nin bölgesel bir güvenlik sağlayıcı rolü üstlenme isteğinin bir göstergesi olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Suudi Arabistan'a savunma desteği sunması, Ankara'nın Körfez'deki etkinliğini artırma ve savunma sanayii ihracatını genişletme hedefleriyle örtüşüyor. Üçlü savunma paktı, Türkiye'ye Pakistan üzerinden Asya'ya, Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e uzanan bir stratejik hat kazandırabilir. Ancak, bu adım İran ile ilişkileri germe riski taşıyor; Türkiye'nin denge politikası zorlanabilir. Ekonomik açıdan, savunma ihracatındaki artış cari açığın kapatılmasına katkı sağlayabilir. Güvenlik açısından ise, Yemen kaynaklı istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticareti tehdit etmesi, Türkiye'nin enerji ve ticaret yollarını koruma motivasyonunu güçlendiriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çok kutuplu dış politikasında yeni bir açılım olarak değerlendirilebilir.