İsrail'de yapılan son seçimlerin sandık çıkış anketleri, ülkenin siyasi geleceği üzerindeki belirsizliği sürdürüyor. Anketlere göre, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un liderliğindeki muhalefet bloğu, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun partisi Likud'un az farkla önünde yer alıyor. Ancak hiçbir taraf, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeyi tek başına elde edemiyor. Bu sonuç, İsrail'de koalisyon müzakerelerinin zorlu geçeceğine ve siyasi istikrarsızlığın sürebileceğine işaret ediyor. Seçimin kesin sonuçları, resmi sayımın tamamlanmasının ardından netleşecek.
Seçim Sonuçlarının Arka Planı
İsrail, son dört yılda beşinci kez sandık başına gitti. Ülkedeki siyasi kilitlenmenin başlıca nedeni, Başbakan Netanyahu'nun yolsuzluk davası ve partisi Likud'un sağ blokla ittifakına karşılık, muhalefetin farklı ideolojik gruplardan oluşan bir koalisyon oluşturma çabası. Bu seçimde, eski Savunma Bakanı Benny Gantz'ın partisi Mavi-Beyaz ile Yair Lapid'in Yesh Atid partisi ve diğer merkez-sol partiler, Eisenkot'un liderliğinde ortak hareket etme kararı aldı. Eisenkot, askeri geçmişi ve yolsuzlukla mücadele söylemiyle öne çıkıyor. Netanyahu ise güvenlik ve ekonomik istikrar vurgusu yaparak seçmenin desteğini korumaya çalışıyor. Sandık çıkış anketleri, Likud'un 30-32 sandalye civarında kalırken, muhalefet bloğunun 33-35 sandalye kazanabileceğini gösteriyor. Ancak bu fark, hükümet kurmak için yeterli değil; her iki tarafın da küçük partilerin desteğine ihtiyacı var.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Netanyahu'nun iktidarda kalması, özellikle İran'a karşı sert politikalar ve ABD ile ilişkilerde belirli bir çizginin sürmesi anlamına geliyordu. Muhalefetin güçlenmesi, İsrail'in bölgesel politikalarında yumuşama sinyali olarak yorumlanabilir. Öte yandan, Filistin sorunu, Gazze'deki durum ve Arap ülkeleriyle normalleşme süreci (Abraham Anlaşmaları) gibi konularda farklı yaklaşımlar gündeme gelebilir. ABD yönetimi, İsrail'de istikrarlı bir hükümetin bir an önce kurulmasını istiyor; zira bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği projeleri (örneğin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa koridoru) siyasi belirsizlikten olumsuz etkilenebilir. Avrupa Birliği de İsrail ile ilişkilerinde insan hakları ve Filistin konusunda daha dengeli bir tutum bekleyebilir. Ancak koalisyon görüşmelerinin uzaması, İsrail'in uluslararası alandaki etkinliğini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir döneme işaret ediyor. Netanyahu hükümeti döneminde inişli çıkışlı bir seyir izleyen ikili ilişkiler, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Filistin meselesi nedeniyle gerginlik yaşamıştı. Muhalefetin olası bir hükümet kurması, Türkiye ile diyalog kanallarının güçlenmesine ve bölgesel işbirliğinin artmasına yol açabilir. Ancak İsrail siyasetindeki belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel hamlelerinde temkinli olmasını gerektiriyor. Özellikle Gazze'deki insani durum ve iki devletli çözüm konusunda Türkiye'nin tutumu, yeni hükümetin politikalarına bağlı olarak şekillenecektir. Ekonomik açıdan ise, İsrail'de istikrarlı bir hükümetin kurulması, Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınması projelerinde Türkiye'nin rolünü etkileyebilir.