İran-İsrail arasındaki artan gerilim ve olası bir çatışma senaryosu, bölge ekonomileri için ciddi sınavlar yaratırken Türkiye, bu belirsizlikten en kârlı çıkan ülkelerden biri olmaya hazırlanıyor. Ekonomi ve dış politika uzmanları, Türkiye'nin enerji ticareti, savunma sanayi ihracatı, lojistik koridorları ve döviz rezerv yönetimi gibi alanlarda oluşabilecek fırsatları değerlendirerek çatışmanın ekonomik sıçramasından yararlanabileceğini belirtiyor. Ancak bu kazanımın, istikrarsızlığın yayılma riski ve uluslararası yaptırımlara maruz kalma olasılığı gibi önemli tehditleri de beraberinde getireceği vurgulanıyor.
İran çatışmasının bölgesel ekonomik dalgaları
İran ve İsrail arasındaki gerilimin askeri boyuta evrilmesi, başta enerji piyasaları olmak üzere küresel ekonomide büyük dalgalanmalara yol açtı. Petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıkarken, doğal gaz fiyatlarında da ciddi artışlar yaşandı. Bu ortamda Türkiye, enerji ithalatında en büyük tedarikçilerinden biri olan İran'la ticari bağlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı. Uzmanlar, Türkiye'nin İran'a uygulanan yaptırımları delmeden, enerji tedarikini çeşitlendirme ve alternatif rotalar oluşturma stratejisi izlediğini aktarıyor. Özellikle Katar ve Azerbaycan üzerinden LNG ithalatının artırılması, kısa vadede enerji güvenliğini sağlama adına kritik adımlar arasında yer alıyor.
Öte yandan, savaş ortamı Türkiye'nin lojistik alandaki avantajını da öne çıkarıyor. İran üzerinden geçen geleneksel ticaret yollarının kapanmasıyla birlikte, Orta Doğu'yu Avrupa'ya bağlayan Türkiye koridorları daha da değer kazandı. Başta Zengezur Koriduru ve Orta Koridor (Middle Corridor) girişimleri, İran rotasına alternatif olarak uluslararası yatırımcıların ilgisini çekiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, 2024'ün ilk çeyreğinde Türkiye üzerinden geçen transit yük hacminde yüzde 25 artış yaşandı. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel lojistik üssü rolünü güçlendiriyor.
Savunma sanayi ve ticari fırsatlar
Çatışma ortamı, savunma sanayi ihracatında da Türkiye için yeni kapılar açıyor. Esnek ve maliyet etkin silah sistemleri üreten Türk savunma şirketleri, özellikle SİHA'lar, kara araçları ve elektronik harp sistemlerinde bölge ülkelerinden yoğun talep alıyor. Yakın dönemde Katar, Azerbaycan ve bazı Körfez ülkeleri ile imzalanan yeni savunma anlaşmaları, bu ivmeyi pekiştiriyor. Ancak uzmanlar, İran'a yaptırım uygulayan ülkelerle ticarette hassas davranılması gerektiğini, aksi halde Türkiye'nin yaptırım kapsamına girme riskiyle karşı karşıya kalacağını uyarısında bulunuyor.
Ekonomi yönetimi, döviz rezervlerinin güçlendirilmesi ve enflasyonla mücadele kapsamında çatışma ortamından kaynaklanan enerji maliyet artışlarının etkilerini dengelemeye çalışıyor. Merkez Bankası, likidite yönetimi ve faiz politikaları ile piyasaları kontrol altında tutarken, Hazine ve Maliye Bakanlığı da yurtdışı finansman kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını sürdürüyor. Tüm bu adımlar, kırılgan bir dönemde ekonomik istikrarı koruma amacı taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail çatışması, Türkiye için hem risk hem de fırsat barındıran bir süreç yaratıyor. Ekonomik olarak enerji tedarik güvenliği ve lojistik avantajları fırsata dönüştürülebilir; ancak artan jeopolitik gerginlik, yabancı yatırımcı güvenini zedeleyebilir ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin bu dönemde izleyeceği denge politikası, çatışmanın ekonomik sıçramasından faydalanması açısından belirleyici olacak. Ayrıca, yaptırımlara uyum ve bölgesel istikrarın korunması, uzun vadeli ekonomik çıkarlar için kritik önem taşıyor.