İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde son günlerde LGBTQ+ bireylere yönelik düzenlenen baskınlar ve gözaltılar, ülke genelinde faaliyet gösteren çok sayıda insan hakları örgütünün yanı sıra Avrupa Birliği'nden de sert tepki çekti. Polisin eşcinsel bireylerin sıkça gittiği mekânlara ve onur yürüyüşü organizasyonlarına yönelik müdahaleleri, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı konusundaki endişeleri yeniden alevlendirdi.
Baskınların Arka Planı ve Gözaltılar
Edinilen bilgilere göre, son birkaç hafta içinde İstanbul'un Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde bulunan LGBTQ+ dostu kafe, bar ve dernek binalarına polis ekipleri tarafından eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda aralarında aktivistlerin, avukatların ve öğrencilerin bulunduğu onlarca kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bir kısmı ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken, bazıları hakkında "kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla adli işlem başlatıldığı öğrenildi.
Türkiye'de son yıllarda LGBTQ+ bireylere yönelik ayrımcılık ve baskı giderek artıyor. Özellikle 2020'den bu yana onur yürüyüşlerinin valilikler tarafından yasaklanması, üniversitelerde LGBTQ+ kulüplerinin kapatılması ve sosyal medyada nefret söyleminin yaygınlaşması dikkat çekiyor. Bu son baskınlar, söz konusu baskıcı ortamın somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türk Sivil Toplumunun Tepkisi
Gözaltıların ardından aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Kaos GL, Pembe Hayat ve SPoD (Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) gibi önde gelen kuruluşların bulunduğu 50'den fazla sivil toplum örgütü ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, "LGBTQ+ bireylere yönelik bu sistematik baskı, Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırıdır" denildi. Örgütler, yetkilileri keyfi gözaltılara son vermeye ve LGBTQ+ bireylerin temel haklarını güvence altına almaya çağırdı.
Kaos GL avukatlarından yapılan yazılı açıklamada, gözaltına alınanların avukat erişiminin kısıtlandığı ve bazı durumlarda ailelerine bilgi verilmediği belirtildi. Ayrıca, gözaltı sırasında kötü muamele iddiaları da gündeme geldi. İHD, konuyla ilgili bağımsız bir soruşturma başlatılması gerektiğini vurguladı.
Avrupa Birliği'nden Kınama
Avrupa Birliği, Türkiye'deki LGBTQ+ baskısına kayıtsız kalmadı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'nin sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Türkiye'de LGBTQ+ bireylere yönelik son baskın ve gözaltıları derin endişeyle takip ediyoruz. Bu eylemler, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkı gibi temel hakları ihlal etmektedir" ifadelerini kullandı. Sözcü, Türk makamlarını uluslararası yükümlülüklerine uymaya ve tüm vatandaşların haklarını korumaya davet etti.
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri de konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye'de LGBTQ+ topluluğuna yönelik artan baskıyı endişeyle izliyoruz. Katılım müzakereleri sürecinde temel haklara saygı esastır" dedi. Avrupa Parlamentosu'ndaki bazı milletvekilleri ise Türkiye'ye yönelik fonların gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Türkiye'deki LGBTQ+ baskısı, sadece ulusal bir mesele olmanın ötesinde, Avrupa'nın insan hakları mimarisi açısından da test niteliği taşıyor. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini kabul etmiş bir ülke olarak, ayrımcılık yasağı ve özel hayata saygı gibi konularda uluslararası yükümlülüklere sahip. Son gelişmeler, Türkiye'nin bu yükümlülüklerden giderek uzaklaştığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
Öte yandan, küresel ölçekte LGBTQ+ haklarına yönelik tehditler artıyor. Macaristan, Polonya gibi bazı AB ülkelerinde de benzer baskıcı söylemler yükselişte. Ancak Türkiye'deki durum, AB ile ilişkilerin zaten gergin olduğu bir dönemde yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. AB'nin 2023 Türkiye raporunda da LGBTQ+ haklarına ilişkin ciddi eleştiriler yer almıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de LGBTQ+ bireylere yönelik baskınlar, AB ile zaten sancılı olan ilişkilerde yeni bir kriz başlığı yaratabilir. Brüksel'in temel haklar konusundaki tutumu, vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi gibi kritik dosyalarda Ankara'nın elini zayıflatabilir. Ayrıca, uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporları, Türkiye'nin küresel itibarını olumsuz etkiliyor. İç politikada ise muhalefet ve sivil toplum, bu baskıları otoriterleşmenin bir göstergesi olarak görüyor. Türkiye'nin insan hakları alanındaki gerilemesi, sadece AB değil, aynı zamanda uluslararası yatırımcı güvenini de sarsabilir. Uzun vadede, bu tür baskılar toplumsal kutuplaşmayı derinleştirerek iç huzuru tehdit ediyor.