İngiltere'nin Buckinghamshire kontluğundaki Piddington köyü sakinleri, yakınlarındaki bir otelin sığınmacı barındırma merkezine dönüştürülmesine karşı düzenlenen sembolik bir oylamada, köyün Birleşik Krallık'tan ayrılması yönünde karar aldı. Yaklaşık 150 haneli köyde yapılan oylamada, katılanların büyük çoğunluğu hükümetin sığınmacı politikasını protesto etmek için "bağımsızlık" talebini destekledi. Oylamanın yasal bir bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak ülke genelinde sığınmacı yerleştirme planlarına yönelik artan yerel hoşnutsuzluğun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Otel kararı ve yerel tepki
Piddington köyü, Londra'nın kuzeybatısında, M40 otoyoluna yakın küçük bir yerleşim. Köyün hemen dışındaki bir otelin, İçişleri Bakanlığı tarafından sığınmacı barındırma tesisi olarak kullanılması planlanıyor. Bakanlık, otelde 100'den fazla sığınmacının geçici olarak konaklayacağını açıkladı. Bu karar üzerine köy sakinleri, nüfusun dengesiz artışı, altyapı yetersizliği ve güvenlik endişelerini dile getirerek bir kampanya başlattı. Köy konseyi, oylamanın bağlayıcı olmadığını ancak yerel iradeyi yansıttığını belirtti.
Oylamaya katılan bir köy sakini, "Bu bir isyan değil, sesimizi duyurma çabası. Hükümet bize danışmadan böyle bir karar aldı. Köyümüzün altyapısı bu kadar insanı kaldıramaz" dedi. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, sığınmacı barındırma merkezlerinin ülke genelinde ihtiyaç duyulan bir çözüm olduğunu ve yerel halkın endişelerini anladıklarını, ancak yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Piddington'daki oylama, son aylarda İngiltere'nin çeşitli bölgelerinde benzer şekilde düzenlenen protesto eylemlerinin bir parçası. Geçtiğimiz yıl da Essex, Yorkshire ve Galler'de bazı köyler, sığınmacı konaklama merkezlerine karşı sembolik oylamalar yapmıştı. Bu tür eylemler, hükümetin göç politikasına karşı taban hareketinin büyüdüğünü gösteriyor.
İngiltere'nin sığınmacı politikası ve tartışmalar
Birleşik Krallık'ta sığınmacı sayısı son yıllarda hızla arttı. 2023'te ülkeye ulaşan düzensiz göçmen sayısı 45 bini aşarken, İçişleri Bakanlığı otellerde barındırılan sığınmacı sayısının 50 bini geçtiğini açıkladı. Bu durum, otel kapasitesinin zorlanmasına ve bazı bölgelerde yerel halkın tepkisine yol açtı. Muhafazakâr hükümet, Ruanda planı olarak bilinen tartışmalı bir politikayla sığınmacıları üçüncü ülkelere göndermeyi hedefliyor, ancak bu plan yargı engelleriyle karşılaştı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise daha insani bir yaklaşım çağrısı yapıyor ve otel kullanımının geçici olduğunu, kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, Piddington gibi sembolik oylamaların yasal bir sonuç doğurmasa da kamuoyu baskısı oluşturduğunu belirtiyor. Buckinghamshire Üniversitesi'nden siyaset bilimci Dr. Sarah Jenkins, "Bu tür eylemler, hükümetin göç politikalarına karşı yerel düzeyde bir direnişin varlığını gösteriyor. Özellikle kırsal kesimde yaşayan seçmenler, kararlara dahil edilmediklerini düşünüyor. Bu da siyasi partiler için risk oluşturuyor" dedi.
Avrupa'da yükselen göç karşıtlığı
İngiltere'deki bu gelişme, Avrupa genelinde göç karşıtlığının yükseldiği bir döneme denk geliyor. Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda gibi ülkelerde de sığınmacı kabulüne yönelik tepkiler artıyor. Aşırı sağ partiler, göçmen karşıtı söylemlerle oy oranlarını yükseltiyor. Avrupa Birliği, ortak bir göç politikası oluşturmaya çalışsa da üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları devam ediyor. İngiltere, Brexit sonrası kendi göç politikasını belirleme yetkisini elinde tutuyor ancak bu durum ülke içinde daha fazla tartışmaya neden oluyor.
Piddington örneği, yerel halkın karar alma süreçlerine katılım talebinin bir yansıması olarak da okunabilir. Köy sakinleri, hükümetin kendilerine danışmadan böyle bir kararı almasını "demokrasi eksikliği" olarak nitelendiriyor. Ancak yetkililer, sığınmacı yerleştirme kararlarının acil ihtiyaçlar doğrultusunda alındığını ve yerel yönetimlerle işbirliği yapıldığını savunuyor.
Oylamanın ardından köyde bir basın açıklaması düzenlendi. Köy konseyi başkanı, "Bu oylama yasal bir ayrılık talebi değil, hükümete yönelik bir uyarıdır. Sesimizi duymuyorlarsa, daha yüksek sesle konuşacağız" dedi. İçişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin ek bir açıklama yapmadı. Otelin sığınmacı kabulüne ne zaman başlayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu yerel tepki, Avrupa'da göç ve sığınmacı politikalarının ne denli kutuplaştırıcı hale geldiğini gösteriyor. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla dünyanın en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkelerinden biri. Avrupa'da yükselen göç karşıtlığı, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç mutabakatı ve sığınmacı geri kabul anlaşmaları üzerinde baskı oluşturabilir. Öte yandan, Batı'da artan aşırı sağ söylemler, Türkiye'nin göç yönetimi konusundaki işbirliğini daha da önemli kılıyor. Türkiye, insani ve güvenlik dengelerini gözeterek politikalarını sürdürmeli; Avrupa'daki gelişmeleri yakından izlemeli.