İsrail, 18 Ağustos'ta Halep yakınlarındaki Ebu el-Duhur askeri üssüne hava saldırısı düzenledi. Saldırı, Türkiye'nin sert tepkisine yol açarken, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi'nin saldırıyı “gereksiz tırmanma” olarak nitelendirmesi dikkat çekti. Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in bu tür eylemlerinin bölgesel istikrarsızlığı artırdığı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı.
Arka Plan: Ebu el-Duhur Üssü ve İsrail'in Suriye Operasyonları
Ebu el-Duhur askeri üssü, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib il sınırına yakın bir bölgede yer alıyor. Üs, Suriye hükümet güçlerinin kontrolünde ve stratejik bir konuma sahip. İsrail, uzun süredir Suriye'deki hedeflere hava saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar genellikle İran destekli unsurlar ve Hizbullah'ın silah sevkiyatlarına yönelik olarak gerçekleştiriliyor. Ancak bu son saldırı, özellikle Türkiye'nin tepkisini çekti. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini ve bu tür saldırıların bölgede yeni bir krize yol açabileceği uyarısında bulundu.
İsrail'in saldırıları, Suriye'deki çatışmanın tarafları arasındaki hassas dengeleri alt üst ediyor. Suriye hükümeti, saldırıların ülkenin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu belirtirken, Rusya da bu tür saldırıların istikrarı bozduğunu ifade ediyor. Bölgedeki askeri uzmanlar, Ebu el-Duhur üssünün, İran destekli unsurların faaliyet gösterdiği bir merkez haline geldiğini ve bu nedenle İsrail'in hedef tahtasında olduğunu belirtiyor. Ancak Türkiye, bu tür saldırıların Suriye'nin geleceğine dair diplomatik süreçleri olumsuz etkilediğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Artan Gerilim ve Diplomatik Yansımalar
Saldırı, Orta Doğu'daki gerilimin daha da tırmanmasına neden oldu. ABD Özel Temsilcisi'nin “gereksiz tırmanma” ifadesi, Washington'un İsrail'in eylemlerini tam olarak desteklemediği şeklinde yorumlandı. Bu açıklama, ABD'nin Suriye politikasındaki çelişkileri de gözler önüne seriyor. ABD, bir yandan İsrail'in güvenliğine verdiği desteği sürdürürken, diğer yandan bölgedeki istikrarı koruma çabası içinde.
Rusya, saldırıyı kınarken, İran ise İsrail'in bu tür eylemlerinin “çılgınlık” olduğunu ve bölgesel savaşa yol açabileceğini belirtti. Türkiye'nin tepkisi, Ankara'nın Suriye'deki varlığını ve etkinliğini artırmak istediği bir döneme denk geliyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki askeri operasyonlarıyla dikkat çekerken, İsrail'in saldırılarının bölgedeki güç dengelerini değiştirebileceği endişesi taşıyor. Ayrıca, Türkiye-Rusya-İran arasındaki Astana süreci, bu tür saldırıların ateşkes ihlallerine dönüşme riski taşıdığı için tehdit altında. İsrail'in saldırıları aynı zamanda Lübnan ve Ürdün gibi komşu ülkelerde de endişeyle karşılanıyor. Bölgesel aktörler, bu tür eylemlerin geniş çaplı bir çatışmaya zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Ebu el-Duhur üssüne düzenlediği saldırıyı kendi ulusal güvenliği ve sınır ötesi çıkarları açısından bir tehdit olarak değerlendiriyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını savunan Ankara, bu tür hava operasyonlarının Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştirdiğini ve mülteci akınlarını artırabileceğini düşünüyor. Türkiye, ayrıca bölgede artan İsrail-İran çekişmesinin kendi güvenlik çıkarlarına zarar verdiği görüşünde. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgedeki arabulucu rolünü zayıflatmakta ve Ankara'nın Astana sürecindeki etkisini olumsuz etkilemektedir. Türkiye'nin, Rusya ve İran ile koordinasyon halinde bu tür ihlalleri protesto etmesi ve uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışması bekleniyor. Saldırının, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratması olasıdır.