Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Suriye, Lübnan ve Doğu Akdeniz'deki askeri hareketliliğinin Türkiye'ye yönelik bir tehdit oluşturduğunu belirterek, iki ülke arasında sözlü gerilimi tırmandırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sert yanıtıyla karşılık bulan bu açıklamalar, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirdi. Diplomatik kaynaklar, tansiyonun Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Suriye'deki askeri varlıklar üzerinden yükseldiğini ifade ediyor.
Artan söylemler ve askeri hamleler
Erdoğan, katıldığı bir basın toplantısında, İsrail'in Suriye topraklarında gerçekleştirdiği hava saldırıları ve Lübnan sınırındaki yığınağının Türkiye'nin ulusal güvenliğini doğrudan etkilediğini söyledi. “İsrail, bölgede yayılmacı bir politika izliyor. Suriye'deki saldırıları, Lübnan'daki provokasyonları ve Doğu Akdeniz'deki tek taraflı adımları Türkiye'yi hedef almaktadır” ifadelerini kullanan Erdoğan, uluslararası toplumu İsrail'e karşı önlem almaya çağırdı. Netanyahu ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı kendimizi savunma hakkımızı kullanacağız” dedi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da Türkiye'nin Hamas'la olan bağlarını eleştirerek, Ankara'nın terör örgütlerine destek verdiğini öne sürdü.
Gerginlik, sahadaki gelişmelerle de destekleniyor. İsrail ordusu, geçtiğimiz hafta Suriye'nin kuzeyinde İran bağlantılı hedeflere yönelik geniş çaplı hava operasyonları düzenlerken, Lübnan sınırında Hizbullah'a karşı savunma hatlarını güçlendirdi. Doğu Akdeniz'de ise İsrail'in doğal gaz arama faaliyetleri, Türkiye'nin kıta sahanlığı iddialarıyla çakışıyor. Türkiye, daha önce de Mavi Vatan doktrini kapsamında bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımında hak iddia etmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Türkiye-İsrail gerginliği, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğini ve Suriye'deki güç dengesini de etkiliyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ile enerji işbirliğini derinleştirirken, Türkiye bu ittifaka karşı Libya'yla deniz yetki alanı anlaşması imzalamıştı. ABD'nin bölgedeki arabuluculuk çabaları ise henüz somut bir sonuç vermedi. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya da Suriye'deki durumun daha da karmaşıklaşmaması için uyarılarda bulunuyor. Netanyahu'nun Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, “Türkiye'nin tehditleri karşısında İsrail’in caydırıcılığını koruyacağı” vurgulanırken, Erdoğan'ın söylemlerinin seçim öncesi iç politikaya yönelik olduğu yorumları yapılıyor. Uzmanlar, iki ülkenin de askeri müdahaleden kaçınmakla birlikte, söylemlerin kriz yönetimini zorlaştırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji stratejisi ve Suriye'deki askeri varlığı açısından kritik. İsrail'in artan saldırganlığı, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir ve Mavi Vatan doktrinini tehdit edebilir. Ancak Ankara, hem NATO içinde hem de İslam dünyasında yalnız kalmamak için diplomatik hamlelerini hızlandırmalı. Söylemlerin tırmanması, kısa vadede askeri çatışma riskini artırmasa da, uzun vadede Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecini sekteye uğratabilir. Türkiye, Libya ve Katar'la olan ittifakını güçlendirerek Doğu Akdeniz'deki elini güçlendirmeye çalışacaktır.