Türkiye, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in aşırı sağcı gruplarla birlikte İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskını 'en güçlü şekilde' kınadı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bu provokatif eylemin uluslararası hukuku ve Kudüs'ün tarihi statüsünü ihlal ettiği vurgulanarak, 'Bu tür kışkırtıcı adımlar bölgede gerginliği artırmaktan başka işe yaramaz' ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, İsrail hükümetine Filistinlilerin kutsal mekanlarına yönelik bu tür saldırılara son vermesi çağrısı yapıldı.
Baskının Detayları ve Arka Planı
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 7 Ağustos Çarşamba günü sabah saatlerinde, Yahudi yerleşimcilerden oluşan bir grupla birlikte Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki Mescid-i Aksa'ya girdi. Görgü tanıklarına göre Ben-Gvir, kompleksin avlusunda kısa bir süre dolaştıktan sonra Muslimanlar için kutsal olan Kubbetü's-Sahra'nın yakınlarında durarak dua etti. Olay sırasında İsrail polisi, Filistinli ibadetçilerin bölgeye girişine kısıtlama getirdi ve çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Bu, Ben-Gvir'in bakan olduğu dönemde Mescid-i Aksa'ya dördüncü ziyareti olarak kayıtlara geçti.
Ben-Gvir, daha önceki ziyaretlerinde de benzer şekilde 'Yahudilerin Tapınak Dağı üzerindeki egemenliğini' vurgulamış, bu da uluslararası toplumda ve Filistin yönetiminde büyük tepkiye neden olmuştu. Mescid-i Aksa'nın statüsü, 1967 savaşından bu yana İsrail kontrolü altında olmakla birlikte, Ürdün Vakfı tarafından idare edilmektedir. İsrail'in aşırı sağcı siyasetçileri, bu statükoyu değiştirerek bölgenin tam kontrolünü ele geçirmek istiyor. Baskının, ABD'nin ateşkes çağrıları yaptığı bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Olay sadece Türkiye tarafından değil, birçok İslam ülkesi ve uluslararası aktör tarafından kınandı. Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İsrail'e provokatif eylemlerden kaçınma çağrısı yaparken, Filistin yönetimi bu baskını 'savaş ilanı' olarak nitelendirdi. Birleşmiş Milletler Özel Koordinatörü Tor Wennesland, yaptığı açıklamada 'tüm tarafları sakin olmaya ve mevcut gerginliği artıracak eylemlerden kaçınmaya' davet etti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi de 'Müslümanlar için kutsal bir mekan olan Mescid-i Aksa'nın kutsallığına saygı gösterilmesi gerektiğini' belirtti.
Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ben-Gvir'in ziyaretini savunarak 'Yahudi halkının Tapınak Dağı'na erişme hakkı olduğunu' ifade etti. Bu açıklama, İsrail koalisyon hükümeti içindeki aşırı sağcı unsurların etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bölgede zaten yüksek olan tansiyonun daha da artmasından endişe edilirken, Gazze'deki çatışmaların da gölgesinde bu tür eylemlerin geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs'ün statüsünü ve Mescid-i Aksa'nın sembolik önemini her zaman ön planda tutan bir dış politika izlemektedir. Ankara, İsrail'in bu provokatif adımını, sadece Filistinlilere yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararlarının da ihlali olarak görüyor. Bu olay, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirmesine ve Filistin davasına verdiği desteği göstermesine olanak tanıyor. Kısa vadede, Türkiye'nin İsrail ile diplomatik ilişkilerinde yeni bir gerilim yaşanması muhtemel; ancak Ankara'nın çatışma yerine diyalogdan yana olduğu sinyali veriyor. Bölgesel istikrar açısından, Türkiye'nin bu tür krizlerde arabuluculuk teklifleri ön plana çıkabilecektir.