Kenya'nın, Hindistan merkezli Adani Group ile Jomo Kenyatta Uluslararası Havalimanı'nın modernizasyonu için yaptığı anlaşmanın çökmesinden iki yıl sonra, devlete ait Çin Yol ve Köprü Şirketi (CRBC), bu işi üstlenmek üzere 1,2 milyar dolarlık sözleşme kazandı. Aynı model, Fransa merkezli Vinci'nin Kenya'da büyük bir otoyol ihalesini kaybetmesiyle de tekrarlandı. Bu gelişmeler, Afrika'nın altyapı pazarında Çin'in artan etkisini ve diğer ülkelerin bu pazardaki konumunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye'nin Afrika'daki artan varlığı, bu rekabette yeni bir denge unsuru olabilir mi?
Kenya Havalimanı İhalesi ve CRBC'nin Zaferi
Kenya Ulaştırma Bakanlığı, Jomo Kenyatta Uluslararası Havalimanı'nın genişletilmesi ve modernizasyonu için Çin merkezli CRBC ile 1,2 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Bu karar, 2023 yılında Adani Group ile yapılan ve kamuoyunun yoğun tepkisi sonrası iptal edilen anlaşmanın ardından geldi. Kenya hükümeti, yeni ihale sürecinde şeffaflık ilkesine vurgu yaparak, uluslararası standartlara uygun bir değerlendirme yapıldığını belirtti.
CRBC'nin kazanması, Çin'in Afrika'daki altyapı yatırımlarının devam ettiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Afrika'da Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında birçok projeye imza atan Çinli şirketler, özellikle ulaştırma ve enerji alanlarında etkinliğini artırıyor. Kenya, Doğu Afrika'nın en büyük ekonomisi olarak, bu yatırımlar için stratejik bir konumda bulunuyor.
Ancak bu durum, bölgedeki diğer aktörlerin de dikkatini çekiyor. Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasıyla ticaret hacmini artırmış, özellikle inşaat ve müteahhitlik sektörlerinde önemli projelere imza atmıştır. Türk şirketleri, Etiyopya, Somali ve Cibuti gibi ülkelerde havalimanı, liman ve kara yolu projelerinde yer almaktadır. Kenya'daki bu ihale, Türk ve Çinli şirketlerin rekabetini de beraberinde getiriyor.
Fransa ve Hindistan'ın Afrika'daki Geri Çekilişi mi?
Fransa merkezli Vinci Grubu'nun Kenya'da büyük bir otoyol projesini kaybetmesi, Avrupalı şirketlerin Afrika altyapı pazarındaki payının azaldığı şeklinde yorumlanıyor. Benzer şekilde, Adani Group'un Kenya'dan çekilmesi, Hindistan'ın bu pazardaki iddiasını zayıflattı. Çin ise uygun finansman koşulları ve hızlı uygulama kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Uzmanlar, Çin'in devlet destekli finansman modelinin, özellikle büyük ölçekli projelerde Batılı ve diğer Asyalı rakiplerine göre avantaj sağladığını belirtiyor. Ancak bu durum, borç tuzağı tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Kenya gibi ülkeler, Çin'den aldıkları kredilerin sürdürülebilirliği konusunda endişelerini dile getiriyor.
Bu tablo, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor. Türk şirketleri, daha esnek iş modelleri ve yerel ortaklıklarla farklılaşabilir. Öte yandan, Çin'in fiyat avantajı ve hızlı karar alma mekanizması, Türk firmalarının önünde bir engel oluşturabilir.
Afrika'da Yeni Rekabet Dengesi ve Türkiye'nin Rolü
Afrika kıtası, küresel güçlerin rekabet alanı haline gelmiş durumda. ABD, Rusya, Çin ve Türkiye, kıtada askeri üsler, ekonomik anlaşmalar ve diplomatik girişimlerle varlık gösteriyor. Türkiye'nin Afrika politikası, insani yardım ve ticari ilişkiler üzerine kurulu olup, son yıllarda savunma sanayii alanında da iş birlikleri gelişmiştir.
Kenya'daki havalimanı ihalesi, Türkiye'nin bu bölgedeki müteahhitlik potansiyelini ortaya koyan önemli bir test niteliği taşıyor. Türk müteahhitlik firmaları, uluslararası standartlarda iş yapma kapasitesine sahip olmakla birlikte, finansman desteği açısından Çinli rakiplerinin gerisinde kalabiliyor. Bu nedenle, Türkiye'nin Afrika'da daha etkili olabilmesi için Eximbank kredilerinin artırılması ve özel sektörün teşvik edilmesi gerektiği değerlendiriliyor.
Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'da sahip olduğu askeri üsler (Somali'deki TURKSOM) ve insani yardım faaliyetleri, kıtadaki yumuşak gücünü artırmaktadır. Ancak altyapı alanında daha görünür olmak, Türkiye'nin bölgesel etkisini pekiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası ve ekonomisi için önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, Afrika'da artan nüfuzunu altyapı projelerinde de göstermek istiyor. Ancak Çin'in devasa finansman imkanları ve hızlı uygulama kapasitesi karşısında Türk firmalarının rekabet gücünü artırması gerekiyor. Türkiye'nin bu pazarda yer alabilmesi için devlet destekli finansman modellerini geliştirmesi ve yerel ortaklıkları güçlendirmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki diplomatik ve ticari ağını, müteahhitlik ve altyapı alanında somut projelere dönüştürmesi, bölgesel güç dengelerinde Türkiye'yi daha avantajlı konuma getirebilir. Bu durum, Türkiye'nin yükselen Afrika politikasının sürdürülebilirliği açısından da belirleyici olacaktır.