Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasında patlak veren başörtüsü tartışması, iki ülke arasındaki ilişkilerde beklenmedik bir gerilim yarattı. Ancak bu krizden en çok endişe duyan ülkelerin başında İsrail ve Ermenistan geliyor. Her iki ülke de Ankara ve Bakü ile kendi gerilimlerine rağmen, bu anlaşmazlığın kendilerine zarar verebileceğini düşünüyor. Peki, neden?
Gerilimin Arka Planı
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki başörtüsü tartışması, özellikle son haftalarda kamuoyunda geniş yankı buldu. Azerbaycan'da bazı okullarda başörtüsüne yönelik uygulamaların tartışılması, Türkiye'de sert tepkilere yol açtı. Türk hükümeti, kardeş ülke Azerbaycan'da dini özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik algıyı düzeltmek için diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak bu durum, iki ülke arasında zaman zaman yaşanan görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı.
İsrail ve Ermenistan, bu gerilimi dikkatle izliyor. İsrail, Türkiye ile ilişkilerinde son yıllarda yaşanan normalleşme sürecine rağmen, Azerbaycan ile olan yakın ilişkilerini korumak istiyor. Ermenistan ise Azerbaycan ile savaş sonrası kırılgan barış sürecinde Türkiye'nin rolünü dengelemeye çalışıyor. Her iki ülke de Türkiye-Azerbaycan hattındaki bir çatlağın kendi çıkarlarına hizmet etmeyeceğinin farkında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in endişesi, Azerbaycan'ın Türkiye için vazgeçilmez bir müttefik olması ve bu ilişkinin zayıflamasının İran karşısında bölgesel dengeleri etkileyebilecek olmasından kaynaklanıyor. İsrail, Azerbaycan ile stratejik işbirliğini sürdürürken, Türkiye ile de hassas bir denge gözetiyor. Başörtüsü krizi, İsrail'in bu iki ülke arasında sıkışmasına neden olabilir.
Ermenistan açısından ise durum daha da karmaşık. Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerini normalleştirme çabalarında Azerbaycan ile eşzamanlı adımlar atılmasını bekliyor. Ancak Türkiye-Azerbaycan hattındaki herhangi bir gerilim, Erivan'ın elini zayıflatabilir. Ermenistan, Azerbaycan ile sınır meseleleri ve barış anlaşması konusunda zorlu müzakereler yürütürken, Türkiye'nin arabulucu rolünü kaybetmesi veya dikkatinin dağılması işine gelmez.
Uzmanlar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki başörtüsü tartışmasının uzun vadeli stratejik bir kırılmaya dönüşmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Ancak yine de bu tür gerilimler, bölgesel aktörlerin hesaplarını yeniden yapmalarına yol açabilir. İsrail ve Ermenistan, bu tür bir kırılganlık döneminde kendi çıkarlarını korumak için dikkatli bir diplomasi izlemek zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki başörtüsü gerilimi, Ankara'nın bölgesel müttefiklik ilişkilerindeki hassasiyetleri gözler önüne seriyor. Türkiye için Azerbaycan, sadece etnik ve kültürel bağlar değil, aynı zamanda enerji koridorları ve Güney Kafkasya'daki stratejik denge açısından da kritik. Bu tür bir anlaşmazlığın derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu zayıflatabilir ve İsrail gibi üçüncü tarafların arabuluculuk veya dengeleme rollerini güçlendirebilir. Ancak Türk dış politikası, genellikle bu tür krizleri yönetme kapasitesine sahip. Yine de başörtüsü gibi hassas bir konuda yaşanan görüş ayrılığı, iç kamuoyunda ve dış politikada dikkatle ele alınması gereken bir süreç. Türkiye'nin, Azerbaycan ile ilişkilerini onarmak için diplomatik kanalları açık tutması ve kardeşlik retoriğini somut adımlarla desteklemesi önem taşıyor.