Türkiye'nin en popüler stand-up komedyenlerinden Deniz Göktaş, sahne gösterilerinde İslami değerlere ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla bugün İstanbul'da bir mahkeme heyeti karşısına çıktı. 38 yaşındaki komedyen, binlerce kişilik salonları dolduran ve çevrimiçi platformlarda milyonlarca izlenmeye ulaşan performanslarıyla tanınıyor. Göktaş hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun "halkın bir kesiminin dini değerlerini alenen aşağılama" başlıklı 216. maddesi ile "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu düzenleyen 299. madde kapsamında soruşturma başlatılmıştı. İddianamede, Göktaş'ın 2022-2023 yılları arasında İstanbul, Ankara ve İzmir'de sahnelediği gösterilerde sarf ettiği ifadelerin, İslam dininin kutsal kabul ettiği değerleri alenen aşağıladığı ve cumhurbaşkanlığı makamının itibarını zedelediği öne sürülüyor. Savcılık, sanığın 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep ediyor.
Göktaş'ın savunması: 'Sanat ve ifade özgürlüğümü kullanıyorum'
İstanbul Adliyesi'nde görülen ilk duruşmada Deniz Göktaş, hakkındaki suçlamaları reddetti. Avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı savunmada şu ifadelere yer verdi: "Ben bir stand-up komedyeniyim. Gösterilerimde toplumsal olayları, siyaseti ve dini ritüelleri mizah yoluyla eleştiriyorum. Amacım asla herhangi bir inanca saygısızlık etmek değil, aksine düşünce özgürlüğü çerçevesinde toplumu sorgulamaya teşvik etmektir. Cumhurbaşkanına yönelik eleştirilerim de anayasal ifade özgürlüğü sınırları içinde kalmaktadır." Göktaş'ın avukatı Ayşe Demir ise, iddianamenin Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesine (ifade özgürlüğü) aykırı olduğunu savundu. Mahkeme heyeti, tanık dinlenmesi ve performans kayıtlarının izlenmesi talebiyle duruşmayı erteledi. Göktaş'ın aylık yurt dışına çıkış yasağı devam edecek.
Türkiye'de sanatçılara yönelik baskılar artıyor mu?
Deniz Göktaş davası, Türkiye'de son yıllarda sanatçılara ve muhalif isimlere yönelik hukuki süreçlerin güncel bir örneği olarak görülüyor. Uluslararası Af Örgütü'nün 2023 Türkiye raporuna göre, 2019'dan bu yana en az 120 sanatçı, yazar ve gazeteci 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' veya 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarıyla yargılandı. Bunlar arasında şarkıcılar, karikatüristler ve sosyal medya fenomenleri de bulunuyor. Hükümet yetkilileri ise bu tür davaların ifade özgürlüğünü kısıtlamak değil, toplumun hassasiyetlerini korumak amacı taşıdığını belirtiyor. Adalet Bakanı, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "Hiç kimse dini değerleri veya devlet büyüklerini hedef alan bir mizah anlayışının cezasız kalmaması gerektiğini unutmamalı" ifadelerini kullandı. Göktaş davası, 2024 yılında yapılması beklenen yerel seçimler öncesinde kamuoyunda ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Deniz Göktaş davası, Türkiye'de ifade özgürlüğü ile dini değerlerin korunması arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor. Avrupa Birliği katılım sürecinde temel haklar ve hukukun üstünlüğü konusunda eleştirilen Türkiye'de bu tür davalar, uluslararası kamuoyunda ülkenin demokratik standartları hakkında soru işaretlerini artırabilir. Özellikle ABD ve AB ülkelerindeki Türk diplomatik misyonlarının bu tür iç hukuki süreçleri yakından izlediği biliniyor. Göktaş'ın uluslararası üne sahip bir komedyen olması, davanın yabancı medyada geniş yer bulmasına neden oluyor. Bu durum, Türkiye'nin kültür-sanat alanındaki imajına ve yabancı yatırım kararlarına dolaylı yoldan etki edebilir. Aynı zamanda, yerel seçimler öncesi hükümetin muhafazakar tabanına mesaj vermek için bu tür yargılamaları kullanma olasılığı da tartışılıyor.